Mersin'in Tarih Öncesi Mirası: Yumuktepe
Mersin il sınırları içerisinde bulunan Yumuktepe (diğer adıyla Yümüktepe), Neolitik Çağ'dan Bizans İmparatorluğu'na kadar uzanan çok geniş bir zaman diliminde yerleşim görmüş son derece önemli bir höyüktür. İlk keşfedildiği 1936 yılında Mersin'in dış mahallelerinden biriyken, zaman içerisinde bölgedeki hızlı nüfus artışının ardından Mersin'in merkez ilçelerinden olan Toroslar Belediyesi tarafından çevrelenmiş ve günümüzde kent merkezinin sınırları içerisinde kalmıştır.
Arkeolojik Keşifler ve Bilimsel Kazılar
Höyük, 1936-1938 yılları arasında arkeolog John Garstang tarafından yürütülen kazılarla ortaya çıkarılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında duraklayan kazı çalışmaları, Liverpool Üniversitesi arşivinin bombalanması sonucu buradaki kazı dokümanlarının bir kısmının tahrip olmasıyla kesintiye uğramıştır. Savaş sonrasında John Garstang'ın çalışmalarını sürdürmesinin yanı sıra, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi'nden Veli Sevin ve Roma Üniversitesi'nden Isabella Caneva tarafından başlatılan yeni kazı çalışmaları, höyüğün geçmişine dair pek çok bilinmeyeni aydınlatmıştır.
33 Tabakalı Yerleşim ve Tarihin İlk Savunma Yapısı
Yumuktepe Höyüğü bünyesinde yapılan incelemelerde tam 33 farklı yerleşim tabakası saptanmıştır. Kazılarda elde edilen verilere göre, höyükte tarım yapılmış; koyun, keçi, domuz ve sığır beslenmiştir. Arkeobotanik analizler ise Akdeniz'de zeytin ve incirin ana vatanının bu bölge olduğunu, üzümün ise daha geç dönemde buraya geldiğini ortaya koymuştur. İ.Ö. 7000'den itibaren ticaret yollarının izleri saptanırken, İ.Ö. 5000'den itibaren höyük tepesinde surlarla kuşatılmış stadel (iç kale), eteklerde ise evlerin teraslar üzerine yerleştirildiği görülmüştür. Neolitik döneme (Cilalı Taş devri) denk gelen MÖ 4500 tabakasında ise dünya tarihindeki kaleye benzeyen ilk yapı tespit edilmiştir. Maden devriyle birlikte maden kullanımına da geçilen höyükte, bir görüşe göre dünya üzerindeki ilk bakır izabe tesisleri kullanılmıştır.
Tarihsel Süreç ve Öneminin Kaybolması
Yumuktepe, ilerleyen dönemlerde Hitit İmparatorluğu'na bağlı Kizzuvatna devletinin sınırları içerisinde yer almıştır. MÖ 1440 yılında iki devlet arasında yapılan anlaşmada adı geçen Pitura kentinin Yumuktepe olabileceği ileri sürülmüştür. Bir başka görüşe göre ise yerleşim, yeri tam olarak saptanamamış ünlü Ura liman kentidir. Efrenk (Müftü) Deresi'nin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle bugün deniz kenarından 2,5 km kadar içeride kalan höyüğün, binlerce yıl önce deniz kıyısında olduğu tahmin edilmektedir. Yakın dönemde yapılan araştırmalar ise yerleşimin asıl adının Elipru olduğunu öne sürmektedir. Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 1200'lerde Deniz Halkları göç dalgasıyla yıkılmasının ardından höyük, hem bu göçlerden hem de Asur saldırılarından büyük zarar görmüştür. Roma İmparatorluğu döneminde güneyinde Zephyrium (Hadrianapolis) limanının kurulması ve ardından Solipolis'in deniz ticaretini ele geçirmesiyle Yumuktepe liman olarak önemini tamamen kaybetse de, kalesinin Orta Çağ'a kadar kullanılmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.