Türkiye'nin En Güney Noktası: Yayladağı
Yayladağı, Hatay iline bağlı bir ilçedir ve coğrafi konumu itibarıyla Türkiye'nin coğrafi olarak en güneydeki ilçesi olma unvanını taşımaktadır. Ülkemizin güney sınır çizgisini oluşturan 36. paralele oldukça yakın bir konumda yer alan bölge, doğusunda ve güneyinde Türkiye-Suriye sınırı ile çevrilidir. Kuzeybatısında Samandağ, kuzeyinde Antakya, diğer yönlerde ise Altınözü ve Defne ilçeleriyle komşudur. 445 km²'lik bir yüzölçümüne sahip olan ilçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği ise 421 metredir.
Köklü Tarihi Geçmişi ve Eserleri
Bölgeye İslamiyet ilk kez Abbasiler döneminde getirilmiş, ardından Selçuklu Hanedanı ile varlığını sürdürmüştür. İlçe merkezinin 9. ve 10. yüzyıllarda kurulduğu tahmin edilmektedir. Avar Türkleri'nden Savcılar Boyu lideri Kasım Bey, bu toprakları Bizans'tan geri alarak bölgede bir cami, bir köprü ve bir okul inşa ettirmiştir. Bu tarihi yapılardan Kasım Bey Camii ve Kasımbey Köprüsü varlığını koruyarak günümüze kadar ulaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Ordu" ve "Muradiye" isimleriyle anılan ilçede, Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi dönüşünde ordusuyla birlikte konaklamıştır. Bu konaklamadan dolayı bölgeye uzun yıllar "Ordu" denilmiştir. 1918 yılında önce İngilizler, ardından da Fransızlar tarafından işgal edilen Hatay toprakları, 1938'de Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'ne katılmıştır. 1940 yılına gelindiğinde, "Ordu" ismiyle karışıklık yaşanmaması adına, ilçenin adı sınırları içindeki dağdan esinlenilerek Yayladağı olarak değiştirilmiştir. İlçe sakinleri, Hatay'ın kurtuluş günü olan 23 Temmuz'u her yıl kurtuluş günü olarak coşkuyla kutlamaktadır.
Dağlık Coğrafya, Akarsular ve Doğal Örtü
Yayladağı bütünüyle engebeli ve dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Coğrafyanın doğusunda Yayladağı, batısında 1740 metre yüksekliğe sahip olan ve ilçenin en yüksek noktası konumundaki Keldağı (Kel Dağı), güneyinde Salcan Dağı, kuzeyinde ise Ziyaret Dağı yükselir. Bu dağların yanı sıra Araplar Dağı, Ayvacık Dağı ile Oğlakçı ve Mezere yaylaları bölgenin diğer engebelerini oluşturmaktadır. Dağların arasında uzanan derin vadiler ve ufak düzlüklerin yer aldığı ilçenin Akdeniz kıyıları ise oldukça dik ve kayalıktır. Yayladağı'nın en önemli akarsuyu, Suriye topraklarına geçerek Akdeniz'e dökülen Kureyşi Deresi'dir. İlçe merkezinin içme suyu ihtiyacı ise Gökmeryem ve Karapınar su kaynaklarından karşılanmaktadır.
İklim Yapısı ve Zengin Bitki Örtüsü
İlçede tipik Akdeniz iklimi görülmektedir. Yazları sıcak ve kurak geçen bölgede, kış ayları yağışlı ve ılıktır. Ancak Yayladağı yüksek ve dağlık bir yapıya sahip olduğundan kış aylarında kar yağışı da gözlenmekte ve Hatay'ın diğer ilçelerine göre daha serin bir hava hissedilmektedir. Doğal bitki örtüsü genel olarak çam, sandal ve meşe ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Ormanlık alanların bulunmadığı kesimlerde ise maki örtüsü hakimdir. Doğasında kekik, defne, zakkum, sumak, keçiboynuzu, kızılcık, atlas çiçeği ve mor menekşeler doğal olarak yetişmektedir.
Sosyal Yaşam, Tarım ve Ulaşım Olanakları
Yayladağı halkının temel geçim kaynağı tarımdır. İlçedeki 96.510 dekar tarım arazisinde zeytin, sebze, hububat, tütün, baklagil ve bağ ekimi gerçekleştirilmektedir. Arazinin dağlık ve kıraç olmasından dolayı verim düşüktür ve sulu tarım yeterince gelişmemiştir; sulu tarım ve meyve-sebze ekimi genellikle kaynak çevrelerinde yoğunlaşmaktadır. Bölgede geleneksel karasabanın yanı sıra pulluk ve traktör kullanımı da son yıllarda artış göstermiştir. İlçenin başlıca gelir kaynakları tütün, defne yağı, zeytin ve meyve yetiştiriciliğidir. Özellikle toplanan defne yapraklarını işleyecek sanayi tesisinin bulunmaması dikkat çekmektedir. Tarımın yanında en çok keçi besiciliği, ardından sığır ve az miktarda koyun besiciliği yapılmaktadır. Ulaşım açısından ise Suriye sınırına giden yolun 4. kilometresinde bulunan Uluslararası E-5 yolu ilçeden geçmektedir. Türkiye-Suriye sınır kapısına 5 km, il merkezi Antakya'ya ise 51 km uzaklıkta olan ilçeye ulaşım minibüsler vasıtasıyla düzenli şekilde sağlanmaktadır.