Yay Gölü'nün Coğrafi Konumu ve Oluşumu
Yay Gölü, Kayseri ilinde, Erciyes Dağı'nın güney kesiminde yer alan eşsiz bir doğa oluşumudur. Develi, Yahyalı, Yeşilhisar ve İncesu kasabaları arasında uzanan volkanik kapalı havzaya Sultan Sazlığı-Yay Gölü adı verilmektedir. Erciyes Dağı volkan kütlesinin kuzeye eğimli alanın ortasında yükselmesiyle, güney kısımları suları dışa akışı olmayan kapalı bir havzaya dönüşmüştür. Yay Gölü, 319.000 hektar büyüklüğündeki Sultan Sazlığı'nın iç kısımlarında, bu geniş çöküntü alanının en çukurda kalmış yayvan çanağında yer almaktadır. Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) döneminde göl düzeyinin günümüzden yaklaşık 75 metre daha yüksekte olduğu bilinmektedir.
Hidrolojik Yapısı ve Su Kaynakları
Sultan Sazlığı'nın suları tatlı iken, Yay Gölü'nün suları yüksek derecede tuzludur. Gölün yüzölçümü mevsimsel olarak büyük değişiklikler gösterir; yağışlı dönemlerde genişleyerek 60 km²'yi aşarken, kurak yaz mevsiminde çekilerek 20 km²'nin altına gerilemektedir. Ortalama derinliği 1-2 metre olan gölü besleyen başlıca kaynaklar Soysallı ve Çayırözü pınarları ile Develi, Yahyalı, Dündarlı ve Yeşilhisar (Akköy) dereleridir. Ancak çevrede inşa edilen Kovalı ve Ağcaşar barajları nedeniyle göl ve sazlıklara ulaşan su miktarı azalmış, baraj suları ise şeker pancarı, elma, kiraz ve şeftali bahçelerinin sulanmasında kullanılmaya başlanmıştır.
Uluslararası Öneme Sahip Bir Kuş Cenneti
Yay Gölü ve Sultan Sazlığı, tatlı ve tuzlu su ekosistemlerinin yan yana bulunması sayesinde hem Türkiye'nin hem de dünyanın en önemli kuş habitatlarından biridir. Bölgede kuluçkaya yatan, konaklayan ve kışlayan, yırtıcı ve ötücü türler dahil olmak üzere 250 farklı kuş türü güvenle yaşamaktadır. Göç mevsimlerinde bölgedeki yaban hayatı olağanüstü sayılara ulaşır; ördek popülasyonu 600 bine, flamingolar 50 bine ve angıtlar 10 bine kadar çıkmaktadır. Biyoçeşitliliği, yüzen saz adaları ve geniş kamışlıklarıyla burası uluslararası nitelikte A sınıfı koruma altında bir sulak alandır.
Koruma Tarihçesi ve Doğa Mirası
Yay Gölü ve çevresi, geçmişte bütünüyle kurutulmak istenmiş ve DSİ tarafından projeler başlatılmış olsa da, 1974 yılındaki proje değişiklikleriyle tamamen yok olmaktan kurtarılmıştır. Alan, ilk olarak 1972 yılında "Su Kuşları Koruma Alanı" ilan edilmiş ve ardından 21 Nisan 1988 tarihinde resmi olarak "Tabiatı Koruma Alanı" statüsüne kavuşturulmuştur. Eşsiz florası ve faunasıyla öne çıkan bu bölge, günümüzde Türkiye'nin korunmesi gereken en değerli doğa harikalarından biri olarak varlığını sürdürmektedir.