Yahya Efendi Tekkesi'nin Tarihçesi ve Kuruluşu
İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde yer alan Yahya Efendi Tekkesi, Yahya Efendi tarafından kurulmuştur. Tekkenin çeşmesinin kitabesinden yola çıkarak kuruluş tarihinin 1538 olduğu tahmin edilir. Yahya Efendi; mescid-tevhidhane, medrese, hamam, çeşme ve çeşitli evlerden oluşan bir külliye niteliğindeki ilk tekkeyi kurarak, çevresini bağlar ve çiçek bahçeleri ile donatmıştır. Velizade Ahmed adında bir hayırseverin minber ilavesiyle mescid-tevhidhane, cami-tevhidhaneye dönüşmüştür. Yahya Efendi öldüğünde tekkenin bahçesine defnedilmiş, ardından II. Selim, Mimar Sinan'a tekkeyi genişlettirerek yeni baştan inşa ettirmiş ve Şeyh için türbe yaptırmıştır.
Külliyenin Mimarisi ve Tarih İçindeki Gelişimi
Tekke; cami, mescid, tevhidhane, medrese, hamam, mezarlık ve çeşitli evlerden oluşan girift ve organik bir yapıya sahiptir. Mimari yapıların en belirgin özelliklerinden biri de doğal çevre ile kurduğu yakın ilişkidir. Külliye zaman içinde pek çok ekleme ve onarım görmüştür. 1777'de Kaptan-ı Derya ve Vezir-i azam Cezayirli Hasan Paşa tekkenin içine bir çeşme yaptırmıştır. Tekke, II. Mahmud (1839) ve Abdülmecid (1861) dönemlerinde onarım görmüş; 1873'te Pertevniyal Valide Sultan'ın yaptırdığı büyük onarımla bugünkü halini almıştır. II. Abdülhamid tarafından 1906'da tekke girişinin sağ tarafına Hamidiye Çeşmesi yaptırılmış, 1901'de ise tekke mensubu Hacı Mahmut Efendi bitişiğinde bir kütüphane inşa ettirmiştir. Kütüphanedeki kitaplar 1940'ta Süleymaniye Kütüphanesi'ne nakledilmiştir.
Tasavvufi Ekolü ve Camiye Dönüşümü
Yahya Efendi Tekkesi, postnişin olan Yahya Efendi zamanında Üveysilik olarak adlandırılan tasavvuf ekolüne bağlanmıştır. Daha sonra tekke Kadiriliğe ve Nakşibendiliğe intisap etmiş olsa da Üveysiliğin etkisi de devam etmiştir. 1925 yılında tekkelerin kapatılmasından beri ise cami olarak hizmet vermeye devam etmektedir.
Osmanlı Üst Tabakası ve Padişah Ailesi Mezarlığı
Yahya Efendi'nin vefatından sonra tekkenin etrafına pek çok kişinin cenazesi defnedilmiş ve zamanla külliyenin büyük bir bölümünü kaplayan büyük bir mezarlık oluşmuştur. 16. yüzyıldan itibaren pek çok tarikat üyesi, devlet büyüğü, ulema ve hanedan mensubunun defnedildiği bu alan; 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı üst tabakasının mezarlığına, daha sonra ise padişahın aile mezarlığına dönüşmüştür.