Yağ Camii'nin Tarihi ve Dönüşüm Süreci
Adana'nın merkezinde, eski çarşı içinde yer alan Yağ Camii, köklü geçmişiyle şehrin en önemli tarihi yapılarından biridir. Yapı, aslen Surp Hagop Ermeni Apostolik Kilisesi olarak inşa edilmiş olup, 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey döneminde yapılan çeşitli eklemelerle camiye dönüştürülmüştür. Zamanla bu mekânın yöredeki ihtiyacı karşılayamaması üzerine Halil Bey'in oğlu Piri Mehmet Paşa, hemen yanına ulu cami plan tipinde yeni bir cami inşa ettirmiştir. Bu iki yapının birleştirilmesiyle çok sütunlu, özgün bir ibadet alanı ortaya çıkmıştır. Cami; minaresi ve Piri Mehmet Paşa tarafından yanına eklenen, inşası 1558'de tamamlanan medresesiyle birlikte tam bir külliye niteliği taşımaktadır.
Tarihsel İsimleri ve Önemli Onarımlar
Tarih boyunca farklı isimlerle anılan yapı, eski kaynaklarda Cami-i Atik veya Cami-i Köhne olarak anılırken, ünlü seyyah Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu yapıdan Eski Cami olarak bahsetmektedir. Halk arasında Yağ Camii olarak tanınmasının sebebi ise 19. yüzyılda önünde yağ satışı yapılan bir pazarın kurulmuş olmasıdır. Yakın dönemde gerçekleştirilen restorasyon ve kazı çalışmaları yapıya dair yeni bilgileri gün yüzüne çıkarmıştır. 2000'li yıllardaki restorasyonlarda cami avlusunun kuzeyinde bulunan deponun, o dönemde yağların muhafaza edilmesi için kullanıldığı düşünülmektedir. 2003 yılındaki restorasyon çalışmalarında ise yer altında alt geçişler ve su kuyuları bulunmuştur. Cami, 1998 Adana depreminde hasar görmüş, kapsamlı bir onarımın ardından yeniden ibadete açılmıştır.
Mimari Özellikleri ve Yapı Elemanları
Yağ Camii, mimari açıdan Selçuklu Ulu Camileri karakterini yansıtan çok sütunlu bir plana sahiptir. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan bu tarihi cami, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Camiye kuzey cephedeki kapıdan giriş sağlanır. Doğu-batı doğrultusundaki iki bölümlü harimin doğu kısmı, yapının orijinal dönemine ait yarım silindir biçimli ve kiremit çatılı kilise bölümünü barındırırken; batı kısmı ise sonradan eklenen enine dikdörtgen planlı beş sahınlı mekândan oluşur. Harimin ön tarafındaki son cemaat yeri 19.5 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğindedir. Caminin yapımında malzeme olarak kesme taş ve tuğla tercih edilmiştir; harim içerisindeki sütunlar ile son cemaat yerindeki sütunlarda ise devşirme malzeme kullanılmıştır.
Avlu, Medrese ve Benzersiz Detaylar
Yapı topluluğu, cami ile ortak avluyu paylaşan medrese odalarını ve görkemli unsurları bir arada sunmaktadır. Külliyeye sonradan eklenen büyük ve anıtsal nitelikteki görkemli avlu kapısı dikkat çeken en önemli dış mimari unsurlar arasındadır. Girişin hemen yanında, doğu yönünde uzanan medrese odaları yer almaktadır. Külliye bünyesindeki medresenin kare planlı ve üzeri kubbeyle örtülü dershanesinin saçakları, devrin üstün ahşap işçiliğini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Caminin kuzeybey tarafında yer alan merdivenlerden inilen yer altındaki mahzen benzeri ince uzun bölüm ise günümüzde abdest yeri olarak işlev görmektedir. Caminin günümüze ulaşamayan eski minaresinin yerine yapılan mevcut minaresi ise 1941 yılına tarihlenmektedir.