Varto'nun Tarihi ve Kökeni
Muş ilinin kuzeybatısında yer alan Varto (Zazaca: Gimgim), köklü geçmişiyle Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli yerleşim birimlerinden biridir. Tarih boyunca sırasıyla Medler, Pers, Part, Roma ve Bizans egemenliği altında kalan bölge, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nin ardından Selçuklu Hanedanının yönetimine girmiştir. İlerleyen dönemlerde Akkoyunlular ve Karakoyunluların hakimiyet kurduğu Varto toprakları, 1514 yılında gerçekleşen Çaldıran Muharebesi ile Osmanlı idaresine geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte, 1923 yılında TBMM onayıyla ilçe statüsü kazanmıştır.
Coğrafi Konumu ve Eşsiz Doğası
Toplam 1.318 km² yüzölçümüne sahip olan Varto, Muş il alanının yaklaşık %17,3'ünü kaplar. Genellikle dağlık bir arazi yapısına sahip olan ilçenin kuzey sınırında yer alan Bingöl Dağları'nın uzantılarında rakım 3000 metreyi aşarken, Akdoğan ve Şerafettin Dağları'nın uzantılarında ise 2500 metrenin üzerine çıkmaktadır. Varto ilçe merkezinin ortalama yüksekliği ise 1.527 metredir. İlçe toprakları, doğudan giriş yapan ve Merkez ilçeyle doğal bir sınır oluşturan Murat Nehri ile Bingöl Çayı ve bunların kolları tarafından derin bir biçimde şekillendirilmiştir. Murat Irmağı, Kayalıdere köyünün batısında Bingöl Suyu'nu bünyesine katarak güneye doğru yönelmektedir.
Doğal Göller ve Tarımsal Faaliyetler
Varto coğrafyasının en dikkat çekici doğal zenginliklerinin başında ilçenin doğusunda konumlanan Akdoğan Gölü gelmektedir. Bu gölün hemen güney tarafında ise Küçük Hamurpert Gölü yer almaktadır. Doğal yapısıyla öne çıkan ilçede halkın en önemli geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Başta buğday olmak üzere tahıl üretimi, elma ve armut yetiştiriciliği tarımsal faaliyetler arasında öne çıkmaktadır. Bununla birlikte Varto, bitkisel üretimden ziyade hayvancılık sektörüyle ön plandadır; koyun ve kıl keçisi varlığı bakımından Muş'un Merkez ilçesinden sonra ikinci en önemli ilçesi konumundadır.
Depremsellik ve Varto Depremleri
Aktif bir deprem fay hattı üzerinde yer alan Varto ilçe merkezi ve köyleri, tarihi boyunca yıkıcı depremlerle sarsılmıştır. Bölgede kaydedilen ilk büyük depremlerden biri 31 Mayıs 1946 tarihinde 5,7 büyüklüğünde gerçekleşmiş ve bu depremde 839 kişi yaşamını yitirmiştir. İlçenin tarihindeki en büyük yıkım ise 19 Ağustos 1966 yılında meydana gelmiştir. Büyüklüğü tam olarak bilinmeyen bu büyük afette, resmi verilere göre 2.394 kişi (diğer bir veriye göre ise 2.118 kişi) hayatını kaybetmiş ve ilçe merkezi tamamen yıkılmıştır. Depremin yol açtığı can kayıplarının yanı sıra binaların büyük oranda yıkılması, ilçeden dışarıya yoğun bir göç dalgasına ve ciddi bir nüfus kaybına neden olmuştur.