Köklü Tarihi ve Eşsiz Coğrafyasıyla Van
Anadolu'nun en büyük kapalı havzası olan Van Gölü kıyısında yer alan Van; toprakları verimli, akarsuları bol, iklim koşulları oldukça elverişli bir yerleşim merkezidir. İl merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1.725 metre olan bu kadim coğrafya, dünyanın hâlâ yaşanılan en eski şehirleri listesinde yer almaktadır. Urartululara da başkentlik yapmış olan kentin isminin kökenine dair kesin bir kaynak olmamakla birlikte kabul edilen iki ayrı görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre şehir kurulduktan sonra Van adında bir valinin gelip şehri bayındır hale getirmesinden dolayı isminin verildiğidir. İkinci görüş ise Urartuların şehir için kullandıkları ve her ikisi de yakın anlamda yerleşim yeri ya da şehir anlamına gelen "Viane" ve "Biane" kelimelerinden türediğidir.
MÖ 7000'lerden Günümüze Ulaşan Tarihsel Miras
Van bölgesinde insan yerleşiminin geçmişi MÖ 7000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Van Kalesi'nin 6 km güneyinde bulunan Tilkitepe ile Van Gölü'nün kuzeyinde yer alan Ernis Mezarlıklarında gerçekleştirilen kazılarda Kalkolitik, Tunç ve Demir çağlarına ait yerleşim izleri bulunmuştur. Bölgede MÖ 2000'lerden itibaren Hurriler egemen olmuş; ardından bölge Urartu ve Asur imparatorluklarının amansız mücadelelerine sahne olmuştur. Şehri ilk kuran Asur Kraliçesi Semiramis iken, Urartular döneminde şehir bir imparatorluk merkezi haline gelmiş ve "Tuşpa" adını alarak başkentlik yapmıştır. Doğu Anadolu ve Ermenistan topraklarını kapsayan Urartu Devleti'nin yıkılmasının ardından bölge sırasıyla Medler, Ahamenişler, Büyük İskender, Selevkoslar, Ermeniler, Partlar, Romalılar, Sasaniler ve Doğu Romalılar (Rumlar) tarafından yönetilmiştir. 644 yılında Müslüman Arapların fethettiği yöre, uzun süre Abbasilere veya Rumlara bağlı yerel Ermeni beyleriyle yönetilmiştir.
Görkemli Van Kalesi ve Tuşpa Kalıntıları
Urartular döneminden günümüze kalan ve yaklaşık 3000 yıldır ayakta duran görkemli Van Kalesi, kentin en önemli tarihi simgesidir. Kale bünyesinde Urartulara ait kaya ve oda mezarları, tapınaklar, yazıtlar ve bazı yapılar yer almaktadır. Urartu kralı I. Sarduri tarafından kurulan Tuşpa antik yerleşimi, kralların mezarlarını ve uzun yazıtları barındırmaktadır. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı, kral Argişti'ye ait mezar odasının girişinde yer alan ve kaledeki en uzun metin olan Horhor Yazıtı'dır. Ayrıca büyük taş bloklara kazınmış yazılarıyla bir sunak alanı olan Analı Kız kutsal alanı ile İç Kale'deki tapınak temelleri görülmeye değerdir. Kalenin batısında yer alan ve liman olduğu tahmin edilen Madır Burcu ise gizemini koruyan yapılardan bir diğeridir.
Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Dönüşümleri
Türklerin bölgeye gelişi 1064 yılındaki Selçuklu fethiyle başlamış, 1100 yılında Mervanilerden Ahlat ile birlikte alınmasıyla kalıcı hale gelmiştir. Sırasıyla Ahlatşahlar Beyliği, Eyyubiler ve Hakkâri Emirliği kontrolüne giren şehir, 1387 yılında Timur tarafından kuşatılmıştır. 16. yüzyılda Osmanlı ve Safevi imparatorlukları arasında büyük bir çatışma alanına dönüşen Van, 1548-1549 Osmanlı-Safevi Savaşı sonrasındaki 10 günlük kuşatmayla kesin olarak Osmanlı idaresine geçmiş ve bu durum 1555 Amasya Antlaşması ile tescillenmiştir. 1570 civarında eyalet statüsü kazanan kentteki Osmanlı hakimiyeti, 1639'daki Kasr-ı Şirin Antlaşması ile tamamen kalıcı olmuştur. Uzun yüzyıllar boyunca Türkler, Ermeniler, Kürtler, Azeriler, Araplar ve Zazaların bir arada sükunetle yaşadığı çok kültürlü bir yapıya sahip olan Van, I. Dünya Savaşı döneminde büyük bir yıkıma uğramış ve Ruslar tarafından harabeye çevrilmiştir. 2 Nisan 1918'de Ali İhsan Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu tarafından geri alınan şehir, Erek Dağı eteğinde sıfırdan inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilanıyla Türkiye'nin bir ili olan Van, 1943 yılında havalimanına kavuşmuş, 1976 yılında ise Muradiye-Çaldıran'da yaşanan bir depremle sarsılmıştır.