Ulucak Höyüğü, İzmir yakınlarında, Ankara yolu üzerinde, Kemalpaşa'nın 7 km kuzeybatısındaki Ulucak köyünde bulunan son derece önemli bir arkeolojik yerleşimdir. İzmir kent merkezinin ve Bornova ilçesinin doğusunda, Bornova-Turgutlu-Ankara karayolunun 15. kilometresinde yer alan höyüğün denizden yüksekliği 220,86 metredir. Günümüzde höyüğün batı ve güneyinde Gediz Nehri'nin bir kolu olan Nif Çayı akmaktadır. Höyüğün hemen güneyinde Nif Dağı, kuzeyinde ise Spil Dağı yükselmekte olup yerleşim, Ege Denizi'ne geçişi sağlayan Belkahve Geçidi'ne giden yolun üzerinde bulunmaktadır.
İzmir'in İlk Çiftçi Köyü ve Önemi
İzmir sınırları içinde bilinen ilk çiftçi köy yerleşimi olan Ulucak Höyüğü'nde yürütülen kazılar; İzmir ve çevresi, Ege ve Güneydoğu Avrupa kültür tarihinin anlaşılması açısından kritik bir önem taşımaktadır. Anadolu, Yakındoğu ve Avrupa arasında kilit bir geçiş noktasını oluşturan höyükte, yaklaşık MÖ 7000-6000 yıllarına tarihlenen 1000 yıllık kesintisiz bir kültürel silsile ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen veriler; yerleşimcilerin verimli ve sulak bir ova olan Kemalpaşa Ovası'nı bilinçli şekilde seçtiğini, buğday-arpa tarımı yaptığını, koyun-keçi, domuz ve sığır beslediğini, taş aletler için gerekli ham maddeyi ise Ege Denizi'ndeki Melos Adası'ndan sağladığını göstermektedir.
Arkeolojik Katmanlar ve Konut Mimarisi
Yapılan kazılarda höyükte Geç Roma-Bizans, Erken Tunç Çağı, Orta/Geç Kalkolitik, Geç Neolitik/Erken Kalkolitik, Geç Neolitik ve Erken Neolitik olmak üzere farklı dönemleri temsil eden yerleşim tabakaları tespit edilmiştir. En iyi korunan kültür dolgularından biri olan IV. yerleşim; taş temelli, dörtgen planlı kerpiç evlerden oluşmaktadır. Evlerin genel olarak birbirine bitişik veya az mesafeli inşa edildiği bu tabakada tek odalı veya bölmeli yapılar, önlerinde avlular ve sokaklar yer almaktadır. Ayrıca yerleşimcilerin dal-örgü evlerde yaşadığı ve kırmızı boyalı tabanları olan özel binalar inşa ettiği de belirlenmiştir.
Görülmeye Değer Zengin Buluntular ve Kazı Tarihçesi
Konutların iç kısımlarında dönemin yaşantısına ışık tutan fırınlar, ocaklar, platformlar, tahıl depolama yerleri ile çanak çömlekler, taş aletler, tezgâh ağırlıkları ve öğütme aletleri gibi çok sayıda nesne ele geçmiştir. Günlük yaşama ait eserlerin yanında inanç ritüelleri, evlilik ve ergenlik törenleri gibi etkinliklerle ilişkilendirilen figürinler ve insan biçimli kaplar da bulunmuştur. İlk olarak 1960 yılında İngiliz araştırmacı David French tarafından keşfedilen höyükte, sistemli kazılar 1995 yılında Altan Çilingiroğlu başkanlığında başlamış olup, 2009 yılından itibaren ise Doç. Dr. Özlem Çevik liderliğinde başarıyla sürdürülmektedir.