Ege'nin En Eski Yerleşimi: Uğurlu / Zeytinli Höyüğü
Çanakkale ili sınırları içindeki Gökçeada'nın batı tarafında konumlanan Uğurlu / Zeytinli Höyüğü, Doğu Ege Adaları'ndaki bilinen en eski yerleşim yeridir. Anadolu'dan gerçekleşen göç dalgalarıyla MÖ 6.500 yıllarında başladığı anlaşılan ilk yerleşim, bölgeyi Neolitikleşmenin Avrupa'ya aktarım sürecinde son derece stratejik ve önemli bir konuma taşımıştır. Höyükte sürdürülen kazılar, MÖ 5.000 dolaylarında Anadolu'dan bağımsız şekilde gelişen ve yerel özellikler barındıran özgün bir kültürün varlığını ortaya koymaktadır.
Stratejik Coğrafi Konum ve Ulaşım Detayları
Höyük, Uğurlu Köyü'nün 900 metre doğu-kuzeydoğusunda, yerel halk tarafından Zeytinli Mevkii olarak bilinen bölgede yer almaktadır. İsa Tepe'sinin (Doğanlı Tepe) doğu yamacında bir yamaç yerleşmesi görünümünde olan antik alan, Uğurlu Limanı'ndan yaklaşık 1.400 metre, Gökçeada ilçe merkezinden ise 23–24 km. uzaklıkta konumlanmıştır. Arkeolojik araştırmalar, höyüğün çanak çömlek buluntularına göre 300 x 100 metrelik bir alana yayıldığını, Neolitik Çağ'a tarihlenen tabakaların ise 100 x 100 metrelik bir alanda yoğunlaştığını göstermektedir.

Arkeolojik Kazılar ve Kronolojik Tabakalanma
Uğurlu / Zeytinli, ilk kez 1997 yılında İstanbul Üniversitesi'nden Savaş Harmankaya başkanlığındaki bir ekibin yüzey araştırmasıyla saptanmıştır. Sistematik kazı çalışmaları ise 2009 yılından itibaren Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Burçin Erdoğu başkanlığında yürütülmektedir. Kazılarda 5 ana kültür evresine ait 9 tabaka belirlenmiştir. En üstteki I. evre Erken Tunç Çağı ve Orta Çağ buluntularını barındırırken, II. evre MÖ 5.000 - 4.500 yıllarına tarihlenen Kumtepe Ia ve Beşik-Sivritepe Kalkolitik Çağ kültürleriyle paralellik gösterir. En kalın dolguyu veren IV. evre ile V. evre ise Neolitik Çağ'a tarihlenmektedir.
Tarihe Işık Tutan Zengin Buluntular
Kalkolitik Çağ tabakalarında kuru duvar tekniğiyle inşa edilmiş 5 x 5 metre boyutlarında avlu duvarlı bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapının içinden cilalı taş baltalar, kemik aletler ve prestij göstergesi olan Spondylus deniz kabuğundan yapılmış bilezikler elde edilmiştir. III. evre tabakasında yer alan sıvalı çukurlarda tarıma alınmış einkorn buğdayı, arpa ve mercimek kalıntılarına rastlanmış, bu çukurlardan birinin daha sonra mezar olarak kullanılarak üzerine kırmızı aşı boyası dökülen yetişkin bir erkeğin ikincil gömüsünü barındırdığı görülmüştür. Ayrıca yoğun yontmataş endüstrisi, Rodop Dağları'ndan getirilen çakmak taşları ve Melos ile Güllü Dağı kökenli obsidiyen aletler bölgedeki gelişmiş ticaret ve üretim ağını kanıtlamaktadır.