Tuz Gölü, Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde yer alan, dışarıya akıntısı olmayan kapalı havza gölüdür. Türkiye'nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan bu benzersiz oluşum, çevresindeki platolar arasına gömülmüş geniş bir tektonik çukurluğun en derin yerinde konumlanır. Ülkenin tuz ihtiyacının %40'ını tek başına sağlayan gölün ortalama su seviyesi 40 cm civarındayken, yağışların arttığı mayıs ayında yaklaşık 110 cm'ye ulaşmakta, buharlaşmanın şiddetlendiği ağustos ayında ise büyük ölçüde kurumaktadır.
Tuz Gölü'nün Jeolojik Yapısı ve Oluşumu
Gölün içinde bulunduğu tektonik çukurluk Neojen döneminde meydana gelen tektonik hareketlerle oluşmuş olup doğu, batı ve güney yönlerinden faylarla çevrilidir. Tuz Gölü Alt Havzası'ndaki subsidans süreci Üst Senoniyen-Alt Orta Eosen boyunca gerçekleşmiş ve bunu üst Eosen'de başlayıp Oligosen sonlarına kadar devam eden bir regresyon takip etmiştir. Jeolojik yapısında 1.000 metre derinliğe kadar kesintisiz devam eden ve farklı yoğunluklara sahip bir tuz katmanı barındıran göl, bölgedeki tuz sanayisinin ticari ömrünü uzatmaktadır. Göldeki tuz, meteorolojik suların yer altına süzülerek daha önce oluşmuş tuz domlarını eritmesi ve tektonik hatlar boyunca yüzeye taşımasıyla meydana gelmektedir.
Ekonomik Değeri ve Tuzlalar
Gölün sığ yapısı ve şiddetli buharlaşma, her yıl yenilenen 10-30 cm kalınlığında bir tuz tortulaşmasına yol açmaktadır. Yaz sonlarına doğru Kaldırım Tuzlası ile karşı kıyı arasında yürümek mümkün hale gelirken, bu dönemde tuzluluk oranı binde 329 gibi yüksek bir seviyeye ulaşmaktadır. Gölde tortulanan mutfak tuzu (sodyum klorür) karakterindeki bu tabaka, makinelerle kazılarak Kaldırım, Kayacık ve Yavşan adı verilen tuzlalarda toplanmaktadır. 2005 yılında özelleştirilen bu tuzlaların yanı sıra, elde edilen tuzu yıkayıp öğüten tuz fabrikaları özellikle Şereflikoçhisar ekonomisinin belkemiğini oluşturmaktadır.
Ekolojik Yaşam ve Doğal Yapı
Tuz Gölü ve çevresi, sahip olduğu hassas ekosistem nedeniyle 2001 yılında özel koruma alanı ilan edilmiştir. Göl, flamingoların (Phoenicopterus ruber) Türkiye'deki en önemli kuluçka alanı olup, orta kesimlerinde her biri 5-6 bin yuvadan oluşan dev üreme kolonilerine ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda Sakarca kazının (Anser albifrons) ikinci büyük üreme merkezidir. Kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl suları; kılıçgaga, angıt, yağmurcun, turna, yaban kazı ve yaban ördeği gibi sayısız kuş türü için önemli bir kışlama alanıdır. Aksaray Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre göl, 1915 yılından bu yana %85 oranında küçülmüştür. Ayrıca gölün güneybatı kıyılarının kızıl renge bürünmesinin nedeninin, Dunaliella salina adı verilen tek hücreli bir su yosunu (alg) türü olduğu tespit edilmiştir.