Tülintepe Höyüğü, Elazığ il merkezinin 21 kilometre doğusunda yer alan ve Keban Baraj Gölü suları altında kalmadan önce bölgenin en önemli tarihi alanlarından biri olan arkeolojik bir höyüktür. Yaklaşık 250 x 200 metre boyutlarında ve 20 metre yüksekliğinde olan höyük, demiryolu ve karayolu güzergahı üzerinde bulunması sebebiyle geçmişten bu yana bilinmektedir. Keban Barajı'nın su toplama sahasında yer alması nedeniyle 1971 yılında başlatılan kurtarma kazıları, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü'nden Ufuk Esin ve Güven Arsebük başkanlığında 1974 yılına kadar sürdürülmüştür. Baraj suları altında kalmış olması nedeniyle günümüzde höyüğe fiziksel ziyaret gerçekleştirmek mümkün olmasa da, kurtarılan buluntular insanlık tarihi açısından büyük önem taşımaktadır.
Höyüğün Tarihsel Tabakaları
Demiryolu ve karayolu inşaatı sırasında üst kısmından toprak alınarak bazı katmanları tahrip edilmesine rağmen, höyükte çok geniş bir dönem aralığında yerleşim kurulduğu tespit edilmiştir. En yeni yerleşim katının Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'ne ait olduğu saptanan höyükte, sırasıyla MS 1. binyıl, MÖ 1. binyıl, Geç Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı, Erken Tunç Çağı ve Kalkolitik Çağ yerleşimleri bulunmaktadır. Taban suyunun yüksek olması nedeniyle Kalkolitik tabakanın altına inilememiş ve ana toprağa ulaşılamamıştır.
Erken Dönem Yapılaşması ve Günlük Yaşam
Tülintepe Höyüğü'ndeki ilk yerleşimin MÖ 5.000 yıllarına dayanan bir Halaf yerleşmesi olduğu tespit edilmiştir. Erken Kalkolitik Çağ yerleşiminde sokaklar, geçitler ve açık alanlar çevresine inşa edilmiş çok odalı, kerpiç duvarlı ve taş temelsiz yapılar bulunmaktadır. Duvarları sıvalı olan bu konutların içindeki buluntular ev, işlik ve mutfak gibi işlevleri yansıtmaktadır. Ayrıca bu dönem katmanlarında buğday, karabuğday, arpa ve mercimek gibi tarım ürünleri ile sığır, koyun, keçi, domuz ve köpek gibi evcil hayvanların kemikleri bulunmuştur. Doğal av hayvanları olarak maral, yabanıl koyun, yaban keçisi, yaban domuzu ve karaca türleri de tespit edilmiştir.
Tarih Öncesi Teknolojik Bulgular ve Madencilik
Höyükte yürütülen kazılarda yontma taş endüstrisinde ağırlıklı olarak obsidiyen hammaddesinin tercih edildiği, çakmak taşının ise sınırlı ölçüde kullanıldığı görülmüştür. Sürtme taş buluntuları olarak ezgi, öğütme, açkı ve bileği taşları, ağırşaklar, havanelleri, taş gülleler ve baltalar ele geçmiştir. Geç Kalkolitik Çağ katmanlarında bulunan 1,5 metre çapındaki yuvarlak metal ergitme fırını, çevresindeki maden filizleri, taş pota ve cüruf parçaları, yerleşimde gelişmiş düzeyde maden işleme faaliyetlerinin yapıldığını kanıtlamaktadır.