Tirebolu, Karadeniz Bölgesi'nin eşsiz sahil şeritlerinden birinde yer alan, Giresun iline bağlı zengin tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan köklü bir ilçedir. İl merkezi Giresun'a 45 kilometre mesafede konumlanan bu sahil kenti, doğuda ve güneyde Doğankent, Espiye, Görele ve Güce ilçeleriyle komşudur. Ortalama 18 metre rakıma ve 259 km² yüzölçümüne sahip olan Tirebolu, tarih boyunca önemli bir yerleşim noktası ve stratejik bir liman kenti olmuştur. İsmini Yunanca "Üç Kent" anlamına gelen Tripolis kelimesinden alan ilçenin bu adı, bölgede bulunan üç tarihi kaleden ötürü aldığı düşünülmektedir.
MÖ 7. Yüzyıla Uzanan Zengin Tarihçe
Tirebolu'nun kuruluş hikayesi, MÖ 7. yüzyılda (takriben MÖ 656) Karadeniz'de kolonicilik faaliyetleri yürüten Miletoslulara kadar uzanmaktadır. Tarih boyunca Büyük İskender ve halefleri, Pontus Krallığı, Roma ve Bizans İmparatorluğu gibi büyük medeniyetlerin egemenliğine sahne olan bölge, 1204 yılında Trabzon İmparatorluğu sınırlarına dahil edilmiştir. Bu dönemde asillerin taht mücadelelerinde önemli bir askeri üs olmasının yanı sıra, hükümdarların en gözde sayfiye ve ikamet yerlerinden biri olarak büyük ün kazanmıştır. 1380 yılından itibaren Çepni Türkmenlerinin Trabzon İmparatorluğu ile mücadelesine sahne olan Tirebolu, 1397'de Hacıemiroğulları Beyliği ile Trabzon İmparatorluğu arasında bir sınır teşkil etmiş; nihayet Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u fethinin ardından (muhtemelen 1461 yılındaki geri dönüş yolculuğunda) Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Osmanlı Dönemi İdari Yapısı ve Liman Kenti Kimliği
Osmanlı yönetimi altında sakin ve müreffeh bir liman kenti olarak gelişme gösteren Tirebolu, tarihi kayıtlarda önemli bir yer tutar. Ünlü seyyah ve tarihçi Bijişkyan'ın notlarına göre, ağzı taşlık olan ve gemilerin güçlükle girebildiği limanı sınırlı kapasiteye sahip olsa da deniz ticareti için kritik bir nokta olmuştur. 1867 yılında Trabzon vilayetinin kurulmasıyla Trabzon sancağına bağlanan Tirebolu'da, 1894 yılı nüfus sayımı verilerine göre 40.955 kişilik nüfusun 34.513'ünü Müslümanlar, 5.954'ünü Rumlar ve 488'ini Ermeniler oluşturmaktaydı. İdari olarak zaman içinde Görele, Espiye, Yağlıdere, Doğankent ve Güce gibi önemli yerleşimlerin bağlı olduğu geniş bir kaza merkezi olan Tirebolu, 1920'nin sonlarında Giresun'a bağlanarak bugünkü idari yapısının temellerini atmıştır.
Milli Mücadele Dönemi ve Kahramanlık Yılları
I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemlerinde Tirebolu halkı vatan savunmasında büyük fedakarlıklar göstermiştir. Şehir merkezi doğrudan işgal edilmemiş olsa da, 1916 yılında Rus ordusunun Harşit Çayı sınırına kadar ilerlemesi büyük bir endişe yaratmıştır. Harşit hattını aşamayan Rus donanmasına ait ünlü Maria dretnotunun bombardımanı sonucu şehir büyük hasar görmüş ve halk geçici olarak deniz yoluyla Ünye, Perşembe, Samsun ve Gerze gibi batıdaki sahil kasabalarına göç etmek zorunda kalmıştır. Rusların çekilmesinin ardından başlayan Milli Mücadele'de ise Giresunlu Topal Osman Ağa ve aslen Tirebolulu olan Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni (Alparslan) Bey önderliğinde Rum çetelerine karşı destansı bir direniş sergilenmiş ve Tirebolu bu mukaddes mücadelede 248 şehit vermiştir.
Yaşayan Çepni Kültürü ve Karadeniz Gelenekleri
Kültürel yapısıyla Vilayet-i Çepni havzasının tüm renklerini barındıran Tirebolu; folklor, müzik ve yaşam tarzıyla Doğu Karadeniz geleneklerini gururla yaşatmaktadır. Özellikle komşusu Görele'nin kemençe ekolünden yoğun şekilde etkilenmiş olan ilçede, düğün ve nişanların vazgeçilmez unsuru kemençe eşliğinde oynanan horonlardır. Kadınların geleneksel giyiminde "keşan" ve "peştamal" örtüleri öne çıkarken, erkeklerde "aba", "zıpka" ve "başlık" gibi tarihi horon kıyafetleri kültürel kimliği yansıtır. Günümüzde Tirebolu köylerinde, karşılıklı atışmalar ve uyaklı dizelerden oluşan "atma türkü" geleneği ve ünlü "Giresun Karşılaması" oyunu tüm canlılığıyla varlığını sürdürmektedir.