Ege Bölgesi'nin en özel köşelerinden biri olan Tire, İzmir il merkezine 80 kilometre uzaklıkta yer alan ve çağlar boyu zengin coğrafyasının sunduğu eşsiz olanaklarla pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi bir ilçedir. Doğusunda Ödemiş, kuzeyinde Bayındır, batısında Torbalı ve Selçuk ilçeleri, güneyinde ise Aydın ili ile komşu olan bu benzersiz yöre, deniz seviyesinden ortalama 96 ila 111 metre yükseklikte konumlanmaktadır. İlçe sınırları içerisinde yükselen 1646 metre yüksekliğindeki Güme Dağları ve tarımsal çeşitliliğe can veren 175 kilometre uzunluğundaki Küçük Menderes Irmağı, bölgenin "Yeşil Tire" olarak anılmasını sağlayan büyüleyici bir doğal zenginlik sunmaktadır.
Antik Çağlardan Bizans'a Uzanan Köklü Tarih
Tire'nin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, tarih sahnesindeki varlığı MÖ 2000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Hitit arşiv belgelerinde Kadeş Savaşı'na katılan Turşalardan (Tirha) söz edilmekte; antik kaynaklarda ise kentin adı Hisar-Kale anlamına gelen Tyhra, Thira, Thyroıon, Apeteria, Teira ve Roma döneminde şehir anlamına gelen Arcadiopolis gibi farklı isimlerle anılmaktadır. Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerine sahne olan bu topraklar, Lidya Devleti'nin ünlü krallarından Gieges'in burada görev yapmasıyla da önem kazanmıştır. Thomos (Bozdağ) dağlarından inen Faktalos (Sart Deresi) çayının altın rezervleriyle zenginleşen Lidya döneminde dünyanın ilk madeni sikkesi basılmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde Anadolu'nun en seçkin şehirlerinden biri olan Tire, Hristiyanlık döneminde kiliseler ve ayazmalarla donatılmış, Halkapınar köyündeki II. Teos'un anıtsal mezarı gibi değerli eserler günümüze miras kalmıştır. Ayrıca Bizans döneminde Kadıköy ve İznik meclislerinde etkin ve karar verici bir konuma sahip olmuştur.
Beylikler Dönemi ve Osmanlı'nın İhtişamı
Türklerin fethiyle birlikte Tire, tarihi ve kültürel birikiminin altın çağını yaşamaya başlamıştır. 1390 yılında Aydınoğulları Beyliği Osmanlı'ya bağlanınca Beylik Lideri İsa Bey Tire'de ikamet etmeye zorunlu tutulmuştur. Ankara Savaşı'nın ardından Aydınoğulları Beyliği'nin yeniden kurulmasıyla birlikte, beyliğin yönetim merkezi Tire olmuş; İsa Bey'in oğulları Musa ve II. Umur Beyler beyliği buradan yönetmişlerdir. 1426 yılında kesin olarak Osmanlı Devleti'ne bağlanan kent, yeni kurulan Aydın vilayetinin sancağı haline gelmiştir. Özellikle II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde gerçekleştirilen büyük imar hareketleri, Tire'yi imparatorluk sınırları içerisinde birinci dereceden bir kent konumuna yükseltmiştir. Bu zengin tarih boyunca kent, tarihçi Pachmeres tarafından "Keşişler Yöresi", Şerafeddin Zafernamesi'nde "Rum'un Meşhur Kenti", Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde "Şehr-i Muaz-zam Tire", Katip Çelebi tarafından "Eski Taht Şehri" ve 1908 Aydın Vilayeti Salnamesi'nde ise "Ulemalar Yatağı" olarak nitelendirilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi, Tarım ve Canlı Ekonomi
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ve 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanının ardından, 20 Nisan 1924 tarihli kanunla sancakların kaldırılmasıyla birlikte Tire, İzmir iline bağlı bir ilçe statüsü kazanmıştır. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilçede yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçmektedir. Kumlu, killi ve son derece verimli toprak yapısı sayesinde ilçede pamuk, buğday, silajlık mısır, arpa, tütün, susam, domates, biber, enginar, kavun, karpuz, incir, zeytin, kestane, nar, ceviz, kiraz ve karadut gibi çok zengin bir ürün çeşitliliği yetiştirilmektedir. Tarımın yanı sıra besi ve süt sığır yetiştiriciliğinin de son derece geliştiği Tire'de günlük süt üretimi ortalama 250 tonu bulmaktadır. Üretilen kaliteli sütler yerel mandıralarda işlenerek peynir, tereyağı, yoğurt ve ayran olarak tüketime sunulmaktadır. Gelişen sanayisiyle de dikkat çeken ilçede, Tire Organize Sanayi Bölgesi'nin kurulmasıyla ekonomik ivme her geçen gün daha da artmaktadır.