Antalya’nın 30 kilometre kuzeybatısında, deniz seviyesinden tam 1.150 metre yükseklikte konumlanan Termessos Antik Kenti, Türkiye’nin en iyi korunmuş ve en etkileyici antik yerleşimlerinden biridir. Güllük Dağı’nın dik yamaçları üzerinde, vahşi bir bitki örtüsü ve sık çam ormanlarıyla sarmalanmış bu muazzam kent, ziyaretçilerine diğer hiçbir ören yerinde olmayan huzurlu, gizemli ve el değmemiş bir atmosfer sunar. Doğal ve tarihi zenginlikleri sayesinde kendi adını taşıyan milli park kapsamında korunan Termessos, Anadolu’nun kadim halklarından olan Solymler tarafından kurulmuştur.
Büyük İskender’in Fethedemediği "Kartal Yuvası"
Termessos, adını tarihe altın harflerle yazdıran en önemli olayını MÖ 333 yılında Büyük İskender’in kuşatması sırasında yaşamıştır. Şehri sarp kayalıkları ve aşılmaz coğrafyası nedeniyle adeta bir kartal yuvasına benzeten İskender, kenti ele geçirmek için büyük çaba sarf etmiş ancak kentin doğal savunma mekanizmaları ve Termessos halkının kararlı direnci karşısında başarısız olmuştur. Tarihçi Arrian’ın da aktardığı üzere, dik geçitleri ve aşılmaz surları sayesinde küçük bir askeri birliğin dahi kolayca savunabildiği bu eşsiz kent, büyük imparatorun nadir mağlubiyetlerinden biri olarak tarihe geçmiş, İskender öfkesini çıkaramadan kuzeye, Sagalassos’a doğru yönelmiştir.
Sadakat ve Trajediyle Yazılan Alcetas Destanı
Büyük İskender’in ölümünün ardından imparatorluk generalleri arasında başlayan taht savaşlarında, kentin adı bir kez daha büyük bir tarihi drama sahne olmuştur. MÖ 319’da rakibi Antigonos karşısında tutunamayan General Alcetas, Termessos’a sığınmış ve kent halkından koruma sözü almıştır. Şehrin ileri gelenleri, kenti büyük bir savaştan kurtarmak için Alcetas’ı teslim etmeyi planlasa da, kentin gençleri verdikleri sözü tutmak için buna karşı çıkmıştır. Teslim edileceğini anlayan Alcetas intihar etmiş, cesedine yapılan kötü muamelelere öfkelenen Termessos gençleri ise onun naaşını geri alarak görkemli törenlerle gömmüş ve anısına günümüzde de görülebilen muhteşem bir anıt mezar inşa etmiştir.
Roma Dönemi Özgürlüğü ve Kehanet Yazıtları
Termessos, Roma Cumhuriyeti ile kurduğu dostane ilişkiler sayesinde MÖ 71 yılında Roma Senatosu tarafından bağımsızlık statüsü kazanmış ve kendi kanunları ile yönetilen "Özerk" bir şehir haline gelmiştir. Bu dönemde zenginleşen kentte inşa edilen ve günümüze kadar ulaşan tiyatro, tapınaklar, sarnıçlar, agora ve Hadrian kapısı kentin görkemini gözler önüne serer. Kent kapısındaki surlarda yer alan ve antik dönemdeki falcılık kültürünü yansıtan zarla kehanet yazıtları, Termessos halkının mistik inançlarına dair en ilginç kalıntılardandır. Şehrin görkemli devri, su kemerlerinin büyük bir depremle yıkılması ve su kaynağının tamamen kesilmesiyle son bulmuş, terk edilen kent bu sayede modern çağlara kadar tahrip olmadan korunabilmiştir.