Tell Tayinat Höyüğü, Hatay il merkezinin doğu-kuzeydoğusunda, Reyhanlı ilçesinin 17–18 km batısında, Asi Nehri'nin 1,5 km doğusunda konumlanan tarihi bir höyüktür. Tepe, yamaçları da dahil olmak üzere 700 x 500 metre boyutlarında ve 15 metre yüksekliktedir. Coğrafi konumu itibarıyla kuzeyde Güneydoğu Anadolu, doğuda Suriye ve Mezopotamya'nın iç kesimleri, batıda Akdeniz sahilleri ve güneyde Doğu Akdeniz sahilleri arasındaki kadim ticari yolların kavşağında yer almaktadır. Arkeolojik kazılar gerçekleştirilmeden önce üzerinde Tayinat Köyü bulunan höyük, günümüzde tescilli sit alanı statüsündedir.
Patina Krallığı'nın Başkenti: Kunulua
Höyüğün, MÖ 9. ve 8. yüzyıllarda günümüz Hatay ili topraklarında egemenlik kuran Geç Hitit krallıklarından biri olan Patina Krallığı'nın başkenti Kunulua olduğu kabul edilmektedir. Bu önemli başkent, MÖ 738 yılında Asur Kralı III. Tiglat-Pileser tarafından istila edilmiş, ardından bir Asur eyalet başkenti olarak yönetilmiştir. Kazılarda, bu köklü yerleşimde hilani planlı birkaç büyük saray kompleksi gün yüzüne çıkarılmıştır. Hilani planlı yapılarda merdivenle ulaşılan bir ya da üç sütunlu girişten sonra ocaklı büyük kabul salonuna varılmakta; salonun arkasında ise kanalizasyon sistemi bulunan tuvalet, banyo, özel odalar ve depolar yer almaktadır.
Zengin Tabakalanma ve Arkeolojik Kazılar
Tell Tayinat Höyüğü, Amik Ovası Araştırması sırasında 1933 yılında saptanmıştır. Kazı çalışmaları 1935–1938 yılları arasında Chicago Üniversitesi Doğu Bilimleri Enstitüsü adına Robert J. Braidwood başkanlığında yürütülmüştür. Daha sonra 1999 yılında Timothy P. Harrison başkanlığında yüzey araştırmaları yapılmış ve ikinci dönem kazılarına 2004 yılında başlanmıştır. Kazılarda saptanan tabakalar Erken Tunç Çağı II (Amik H), Erken Tunç Çağı IIIa (Amik I), Erken Tunç Çağı IV B (Amik J, MÖ 2250 - 2000) ile MÖ 1200-550 yıllarına tarihlenen Erken Demir Çağı (Geç Asur) evrelerinden oluşmaktadır.
Tarihe Işık Tutan Benzersiz Buluntular
Höyükte yapılan kazılarda son derece önemli mimari ve küçük buluntular elde edilmiştir. Erken Tunç Çağı IV B Evresi (Amik J), 1,7 metre kalınlığındaki kültür dolgusuyla Amik Ovası'nın bu dönemini en iyi yansıtan tabakadır. Çanak çömlek buluntuları arasında yer alan çift kulplu depas (uzun gövdeli kadeh) örneklerinin Troya'nın IV. tabakasındaki örneklerle benzerlik taşıması, tarihi ticaret yollarındaki etkileşimi kanıtlamaktadır. Ayrıca çakmak taşından Kenani tarzında üretilmiş çok sayıda bıçak ve orağın ele geçmesi, yerleşimde yoğun bir tarımsal üretimin yapıldığını göstermektedir. Bölgede Erken Tunç Çağı IIIa evresinde yaygın kullanılan kırmızı-siyah açkılı Karaz malı da tespit edilmiştir. Demir Çağı II'ye (MÖ 9. ve 8. yüzyıl) tarihlenen megaron tipi tapınağın girişinde yer alan, incelikle işlenmiş aslan biçimli sütun kaideleri dönemin sanat anlayışını yansıtmaktadır. Bir Hitit tapınağı olan bu yapının, istiladan sonra Asur tapınağına dönüştürülerek kullanıldığı bilinmektedir. Kazılardan elde edilen kaya kabartmaları, taş heykeller ve sayısı yüzü bulan Luvi Hiyeroglif stelleri günümüzde Antakya Müzesi bünyesinde sergilenmektedir.