Mersin ilinin Tarsus ilçesinde yer alan Tarsus Ulu Camii, şehrin merkezindeki tarihi eserlerin yoğunlaştığı Camiinur Mahallesi'nde konumlanmaktadır. İnanç turizmi ve tarihi mimari açısından büyük bir öneme sahip olan bu aktif cami, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini bünyesinde bir araya getirmiştir.
Tarsus Ulu Camii'nin Tarihçesi
Yapı, tarih boyunca önemli dini dönüşümler geçirmiştir. Kitabelere göre cami, ilk olarak 9. yüzyılda Abbasi İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir. Ancak Abbasilerin bölgeden çekilmesinin ardından, bölge yeniden Bizans İmparatorluğu ve Kilikya Ermeni Krallığı'nın denetimine geçince yapı kiliseye dönüştürülmüştür. Daha sonra bölge, Ramazanoğlu Beyliği tarafından ele geçirilmiştir. Cami, Ramazanoğulları'nın Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı özerk bir beylik olduğu 1579 yılında Ramazanoğlu 3. İbrahim Bey tarafından yaptırılarak bugünkü nihai görünümünü kazanmıştır.
Kırkkaşık Bedesteni
Ramazanoğlu 3. İbrahim Bey, caminin inşasıyla aynı dönemde (1579 yılında) caminin bakım, onarım ve diğer giderlerini karşılamak amacıyla bir bedesten inşa ettirmiştir. Caminin batı tarafında yer alan bu tarihi çarşı, günümüzde Kırkkaşık Bedesteni olarak adlandırılmaktadır.
Mimari Özellikleri
Tarsus Ulu Camii, 47x13 metrekare boyutlarında dikdörtgen bir plana sahiptir ve inşasında ana malzeme olarak kesme taş kullanılmıştır. Cami alanına kuzey yönünde yer alan son derece gösterişli bir kapıdan giriş sağlanır. Caminin son cemaat yerinin üst kısmındaki 16 küçük kubbe, 14 adet mermer sütunla desteklenmektedir. İç mekanda yer alan sütunlar ise mimaride "İran Kemeri" olarak bilinen yarı sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Caminin mihrap, minber ve müezzin mahfili gibi önemli bölümleri mermerden yapılmıştır.
Doğu Türbeleri
Caminin doğu kısmına bitişik konumda üç adet türbe yer almaktadır. Bu türbeler; Lokman Hekim'e, Şit'e ve Tarsus'ta hayatını kaybeden Abbasi Halifesi Memûn'a aittir.