Tabae Antik Kenti ve Tarihsel Önemi
Tabae Antik Kenti (Antik Yunanca: Τάβαι) ya da bilinen diğer adıyla Kale-i Tavas, günümüzde Denizli ilinin Kale ilçesinin güneyinde, Muğla'ya giden karayolunun hemen sağında yer alan antik bir yerleşimdir. Tarihçi Strabon'a göre Karya sınırındaki bir ovada kurulmuş bir Frigya kenti olan Tabae, Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan önemli kent devletlerinden biridir. Hellenistik Dönem'den itibaren kesintisiz yerleşime sahne olan bu köklü kent, kendi adına önceleri gümüş, sonraları ise bronz sikkeler bastırmıştır.
Tarih Boyunca Yaşanan Önemli Gelişmeler
Kent tarihi boyunca çeşitli egemenlik ve askeri mücadelelerle karşılaşmıştır. MÖ 189 yılında, Konsül Gnaeus Manlius Vulso geçişini engelleyen Tabae sakinlerini mağlup etmiş ve kenti 25 talent ile 10.000 medimni buğday tutarında ağır bir para cezasına çarptırmıştır. Tabae, daha sonra 1365 yılında Menteşe Beyliği tarafından zapt edilmiştir. Ünlü seyyah İbn Battuta 1322 yılında buradan geçmiş, seyahatinde yalnızca kalesinden ve buradaki Türk emirden bahsetmiştir. 1670'li yıllarda kenti ziyaret eden Evliya Çelebi ise yerleşimin detaylarını aktarmış; kentin 50 ev ve bir camiden oluşan iç kalesi ile 300 ev, 5 mahalle, 5 cami, 1 han, 1 hamam, 3 mektep, 3 sebil, 2 tekke ve 6 zaviyesi bulunan bir dış kaleden meydana geldiğini belirtmiştir. Kentteki bu yerleşim 1970'li yıllara kadar kesintisiz devam etmiş, bu tarihten sonra Kale ilçesi bugünkü modern yerine taşınmıştır.
Piskoposluk Merkezi Olarak Tabea
Tabea, antik dönemde dini idare açısından da stratejik bir konuma sahipti. Aydın ilinin Karacasu ilçesindeki Stauropolis (Afrodisias) başpiskoposluğuna bağlı bir piskoposluk merkezi olan Tabea'da görev yapmış üç piskoposun adı tarihi kayıtlarda yer almaktadır: 431 yılındaki Efes Konsili'nde bulunan Rufinus, 553 yılında Konstantinopolis'te yer alan Severus ve 787 yılında İznik'te bulunan Basilius. Günümüzde artık aktif bir yerleşim piskoposluğu olmayan Tabea, Katolik Kilisesi tarafından 1933 yılından bu yana itibari (titular) bir piskoposluk olarak listelenmektedir.
Görülmeye Değer Tarihi Yapılar
Antik kentin akropolünde geçmişin izlerini taşıyan kayalara oyulmuş yapılar ve tek odalı evler yer almaktadır. Bununla birlikte, Türk-İslam döneminin zengin mirasını yansıtan Osmanlı dönemi eseri tarihi Cevher Paşa Camii de alanda görülmesi gereken en önemli yapılar arasında yer almaktadır. Doğal yapısı ve zengin tarihiyle öne çıkan bu bölge, antik dönemden yakın tarihe kadar uzanan çok katmanlı mimari yapılarıyla eşsiz bir seyahat rotası sunmaktadır.