Eskişehir'in Tarih ve Kültür Kesişimi: Sivrihisar
Eskişehir ilinin yüzölçümü olarak en büyük ilçesi olan Sivrihisar, deniz seviyesinden ortalama 1.115 metre yükseklikte konumlanmaktadır. Tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan bu köklü ilçe, 1356 yılında Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir. Osmanlı döneminin ilk yıllarında Osman Bey, ilçeyle birlikte tüm Eskişehir çevresinin idaresini kardeşi Gündüz Bey'e devretmiştir. Cumhuriyet döneminde önemli idari yapılandırmalardan geçen Sivrihisar, 1926 yılından önce Ankara'ya bağlı bir ilçe konumunda bulunuyordu. İlçe; Nasreddin Hoca, Yunus Emre, Aziz Mahmut Hüdai ve Hızır Bey gibi tarihi ve kültürel açıdan büyük önem taşıyan şahsiyetlerin yetiştiği yer olarak bilinmektedir.
Antik Dönem Kalıntıları ve Tarihi Dokusu
Sivrihisar, köklü tarihi mirasıyla inanç turizmi ve arkeoloji meraklıları için oldukça önemli bir merkezdir. Hristiyanlık öncesi dönemin inanç temellerini oluşturan ve yeryüzündeki tüm varlıkların doğurucusu kabul edilen ulu ana tanrıça Kibele'nin büyük tapınağı ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Geçmişi MÖ 3500'lere uzanan Pessinus antik kentini ortaya çıkarmak amacıyla ilk kazı çalışmaları 1967 yılında Belçika'daki Ghent Üniversitesi tarafından başlatılmıştır. Bu çalışmalarda mabet, tiyatro, çarşı, nekropol, mermer su kanalları ve çeşitli bina temelleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Bölgede ayrıca 1650 yılından kalan tarihi Surp Yerrortutyun Ermeni Kilisesi restore edilmiş olarak ziyaretçilerini beklemektedir. Doğa ve spor tutkunları için ise ilçenin dik sivri kayalıkları tırmanış için son derece elverişli olup, bu kayalıklar üzerinde yer alan Kayasaat'e tırmanarak tüm bölgeyi kuşbakışı seyretmek mümkündür.
Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Mimarisinin Şaheserleri
İlçenin en değerli tarihi yapılarının başında, şehir merkezinde yer alan Ulu Cami gelmektedir. 1275 yılında Mevlana'nın müritlerinden Eminiddin-i Mikail tarafından inşa ettirilen bu mabet, Anadolu'nun en büyük ahşap direkli camilerinden biridir ve çatısı tam 67 adet ağaç sütunla desteklenmektedir. Caminin geometrik şekillerin ahenkli birleşiminden oluşan minberi ise benzersiz bir sanat şaheseri niteliğindedir. Ulu Cami'nin kuzeyinde, 1327 - 1328 yılları arasında Melik Şah tarafından kardeşi Sultan Şah adına yaptırılan Alemşah Kümbeti yer alır. Ayrıca Anadolu Selçukluları dönemine ait Hoşkadem Camii ve 1492 yılında Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılan Kurşunlu Camii şehrin diğer değerli mimari mirasları arasındadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından kritik bir öneme sahip olan tarihi Zaimağa Konağı da Anadolu'da ilk kez Bakanlar Kurulu'nun Atatürk'ün katılımıyla toplandığı yer olarak bilinmektedir.
Nasreddin Hoca'nın İzleri ve Yöresel Lezzetler
Türk halk mizahının ve felsefesinin en büyük figürlerinden biri olan Nasreddin Hoca, 1208 yılında Sivrihisar'ın Hortu Köyü'nde doğmuştur. 1999 yılında adı Nasreddin Hoca olarak değiştirilen bu mahallede, hocanın doğduğu tarihi iki katlı ev belediyeden anahtarı temin edilerek gezilebilmektedir. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından inşa edilen temsili Nasreddin Hoca Evi de halkın ziyaretine açıktır. Sivrihisar mutfağı da zengin kültürü yansıtan eşsiz yöresel lezzetler barındırır. Un, tuz ve suyla hazırlanan hamurun, özel pişirilmiş tavuk veya horoz suyu, limon ve kurutulmuş biberle bir araya getirilmesiyle hazırlanan geleneksel arabaşı yemeği bunların en meşhurudur. Bunun yanı sıra yöreye has bazlama ekmeği ve pidesi, bamya çorbası, un helvası, bulgur pilavı ve "dene" kullanılarak hazırlanan kelem (lahana) dolması ile yaprak sarması tadılması gereken diğer meşhur lezzetlerdendir.