Sivriada'nın Coğrafi Yapısı ve Konumu
Marmara Denizi'nde, İstanbul açıklarında yer alan Prens Adaları takımadasının en batısındaki üyesi olan Sivriada, piramide benzeyen dik ve sivri kayalık yapısıyla tanınmaktadır. Eski adı, yine "Sivri" anlamına gelen Oxia (Yunanca: Οξειά) olan bu küçük ada, denizden yükselen bir dağın sivri ucu niteliğindedir ve zirvesinin deniz seviyesinden yüksekliği 90 metredir. Yerleşimin bulunmadığı ada, komşusu Yassıada'ya 1,7 kilometre, İstanbul sahiline (Fenerbahçe Burnu) ise 11 kilometre mesafede konumlanmıştır. Adada bir tatlı su kuyusu ve doğu kesiminde küçük bir liman yer almaktadır.
Bizans Dönemi Sürgünleri ve Tarihi Kalıntılar
Sivriada, köklü tarihi boyunca çeşitli rivayetlere ev sahipliği yapmıştır. Bizans İmparatorluğu döneminde din adamlarının ve imparatorların sürgüne gönderildiği rivayet edilen adada, geçmişin izlerini taşıyan kalıntılar bulunmaktadır. Adada, 10. yüzyıldan kalma olduğu bilinen ve günümüze yalnızca bazı kalıntıları ulaşabilmiş olan tarihi bir manastır yer almaktadır. Bu tarihi kalıntılar, adanın geçmişteki dini ve stratejik önemini yansıtmaktadır.
Taş Ocağı ve Yatçıların Sığınağı
Yakın tarihte adanın fiziksel yapısı üzerinde insan eliyle önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Geçtiğimiz yıllarda Sivriada'da işletilen taş ocağından çıkarılan taşlar, İstanbul'un mendireklerinin ve limanlarının inşasında kullanılmıştır. Günümüzde taş ocağı tamamen terk edilmiş durumdadır. Ancak o dönemden kalan taş ocağının limanı, günümüzde özellikle yatçılar için hafta sonlarında rüzgardan korunabilecekleri iyi bir barınak vazifesi görmektedir.
Hayırsızada Sürgünü ve Hüzünlü Tarih
Sivriada, halk arasında "Hayırsızada" olarak da adlandırılır ve bu ismin arkasında son derece hüzünlü bir tarihi olay yatmaktadır. 1910 yılında, İstanbul'daki sokak köpeklerinin sayısının aşırı artması üzerine dönemin belediye başkanı Suphi Bey tarafından kentteki köpeklerin toplanması kararlaştırılmıştır. Toplanan yaklaşık 80 bin köpek, su kaynağı bulunmayan ve sadece bir kayalıktan ibaret olan bu adaya taşınarak açlık ve susuzluğa terk edilmiştir. Köpeklerin adada can vermesinin ardından, İstanbul'da yaşanan büyük depremler halk tarafından bu katliamla ilişkilendirilmiştir. Günümüzde adada, bu acı olayda hayatını kaybeden 80 bin köpeğin anısını yaşatmak amacıyla dikilmiş bir anı taşı bulunmaktadır.