Karadeniz'in Eşsiz Doğal Limanı ve Tarihi Mirası: Sinop
Sinop, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz bölümünde yer alan ve aynı adı taşıyan ilin merkezidir. Karadeniz kıyısında, Boztepe Burnu'nun karayla birleşme noktasında konumlanan şehir, deniz seviyesinden 18 metre yükseklikte kurulmuştur. Yaklaşık 69 bin kişilik şehir merkezi nüfusuyla Türkiye'nin en küçük il merkezlerinden biri olan kent, tarihi ve turistik açıdan büyük öneme sahip olan Sinop Kalesi ile öne çıkmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin kuzeydeki en uç noktası olan İnceburun da bu ilin sınırları içerisinde yer almaktadır.
Antik Çağ'dan Günümüze Uzanan Mitolojik ve Tarihsel Kökenler
Antik Çağ'da Paflagonya bölgesi içinde yer alan kentin saptanabilen en eski adı Sinope'dir. Söylencelere göre kent adını ya kurucusu olarak kabul edilen bir Amazon'dan ya da Irmak Tanrısı Asopos'un su perisi kızlarından Sinope'den almıştır. MÖ 5-3. yıllara tarihlenen söylencelerin yanı sıra, coğrafyacı Strabon kentin kurucusu olarak Argonotlar'dan Teselyalı Autolykos'u göstermektedir. Tarih boyunca sırasıyla Miletuslularca kolonileştirilen ve Miletoslu Habrındas, Koos ile Krenitas dönemlerinde yerleşilen bu stratejik coğrafya, çok eski dönemlerde Kaşka Ülkesi ve Arauanna Ülkesi sınırları içinde kalmıştır.
Stratejik Bir Üs: Tarihi Surlar ve Korunaklı Akdeniz Limanı
Yarımadanın güney yönündeki iç liman, rüzgârlara kapalı konumu ve sakin denizi ile güney Karadeniz'in en önemli limanı olmuş, bu özellikleri nedeniyle tarih boyunca "Akdeniz" ismiyle anılmıştır. Yoğun bir ticari ve askeri yaşantıya sahip olan Sinop; Doğu Roma İmparatorluğu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Candaroğulları ve Osmanlı İmparatorluğu yönetimlerinde bu parlak niteliğini sürdürmüştür. Kale ve tersanesi ile bölgenin en önemli askeri üslerinden biri olan kent, bu stratejik konumunu tarihi Sinop Baskını'ndan sonra kaybetmeye başlamıştır. Kentin etrafını çevreleyen tarihi surların büyük bir kısmı günümüzde halen ayakta durmaktadır.
Tarih Öncesi Devirler, Arkeolojik Bulgular ve Yaşayan El Sanatları
Kentin yerleşim tarihi İlk Tunç Çağı ile başlamış olup, 1953 yılında Kocagöz höyükte yapılan kazılar ile müze müdürlüğünün yüzey araştırmaları bölgenin tarih öncesini aydınlatmıştır. Karagöz höyükteki kazılarda İlk Tunç Çağı 1. dönemine ait (MÖ 3000-2700) buluntular ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca Kabalı çayı vadisinde Erken Kalkolitik döneme (MÖ 4500) tarihlenen yerleşim alanları saptanmıştır. Kentin köklü kültürünü yansıtan geleneksel el sanatları arasında Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı ve tahta el işlemeciliği en popüler faaliyetlerdir. Şehrin ilk kütüphanesi ise 1924 yılında Dr. Rıza Nur'un öncülüğünde kurulmuştur.