Anadolu ve Mezopotamya'nın Kesişiminde Bir Tarih Mirası: Siirt
Coğrafi konum olarak Anadolu ve Mezopotamya'nın kesiştiği bölgenin yüksek kısımlarında kurulan Siirt, tarih öncesi devirlerden günümüze uzanan son derece köklü bir geçmişe sahiptir. Denizden yüksekliği 930 metre olan bu tarihi kent merkezinde yapılan yüzey araştırmaları; Cilalı Taş, Bakır, Tunç devirlerinden başlayarak Hellenistik, Roma, Bizans, İslam ve Yakın Çağ dönemlerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait buluntuları gün yüzüne çıkarmıştır. Kentin sınırları içerisinde yer alan ve geçmişi yaklaşık 3500 yıl öncesine dayandığı iddia edilen tarihi Akabe Yolu da bölgenin kadim geçmişinin en önemli izlerindendir.
İslamiyet Dönemi ve Türk Egemenliği
Siirt, 639 yılında Elcezire'nin fethiyle görevlendirilen İlyas Bin Ganem'in Diyarbakır yöresini İslam topraklarına katmasının ardından benzer bir sürece dahil olmuştur. Diyarbakır'ın zaptında önemli hizmetlerde bulunan Halit Bin Velid, Hasankeyf Savaşı'ndaki zaferinden sonra Siirt'e yürümüş ve şehrin o dönemki hakimi Hersolu itaatini arz ederek şehri teslim etmiştir. Bu gelişmenin ardından sahabeden Hişşam oğlu Hakem, Siirt Hakimi olarak tayin edilmiştir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise bölge, Hasankeyf Artuklularının yönetimine girmiş ve göçebe Türkmenlerin yerleşimiyle kentte Türkleşme süreci başlamıştır.
Büyük Selçuklu Eseri: Siirt Ulu Camii ve Cas Evleri
Şehrin en önemli tarihi mimari eseri, 1129 yılında Bağdat'ta hüküm süren Büyük Selçuklu Sultanı II. Mahmut tarafından inşa ettirilen Ulu Camii'dir. Türkmen geleneklerinin ve mimari zarafetinin izlerini taşıyan bu eşsiz yapı, 1965 yılında aslına uygun şekilde restore edilmiştir. Siirt'in tarihi dokusunu tamamlayan ve kentin benzersiz mimari mirasının bir parçası olan geleneksel cas evleri de şehir kültüründe önemli bir yer tutmaktadır.
Milli Mücadele Yıllarında Siirt
Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi ile Osmanlı topraklarına katılan Siirt, Cumhuriyet dönemine kadar Bitlis sancağına bağlı kalmıştır. Milli Mücadele döneminde aşiret ilişkilerinin ve toprak ağalarının etkili olduğu tipik bir Anadolu kasabası görünümündeki kent, kısa süreli bir İngiliz birliği ziyareti dışında fiili olarak yabancı bir gücün işgaline maruz kalmamıştır. Rusların Bitlis'in Deliklitaş bölgesine kadar ilerlemesi üzerine şehirde yaşanan paniğe karşı halk, Siirt Müdafaa-i Hukuk Derneği çatısı altında birleşmiştir. Şeyh Şerafettin AYDIN ve İbrahim-i Mekevi gibi isimlerin liderlik ettiği sivil gönüllüler, Rus güçlerine karşı büyük bir başarı elde ederek şehre girmelerini engellemiş ve vatan savunmasında tarihi bir rol üstlenmiştir.