Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî Türbesi, Konya ili Akşehir ilçesinin güney kesiminde, Sultan Dağları'nın kuzey yamaçları üzerinde konumlanan tarihi bir yapıdır. Horasanlı Alevî Türkmen aşiretlerinden Kureyşan ocağı mensubu ve Alevî-Bektâşî Türkmen Pîri olan Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî'ye ithafen inşa edilen bu türbe, bölgenin önemli inanç ve kültür merkezleri arasında yer almaktadır. Türbenin yer aldığı bahçe içerisinde, aynı zamanda Ferruhşah Mescidi olarak adlandırılan tarihi bir ibadethane de bulunmaktadır.
Türbenin Tarihi ve Mimari Özellikleri
Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî'nin ölüm tarihi göz önünde bulundurulduğunda, yapının bir 13. yüzyıl eseri olduğu anlaşılmaktadır. Türbenin kesin inşa tarihine dair resmi bir kayıt bulunmamakla birlikte, içeride yer alan sanduka üzerindeki 667 (Miladi 1268) tarihi, binanın yapım yılına işaret ediyor olabilir. Kitabelere göre yapının mimarı Asilzade Abdullah oğlu Ahmet'tir. Mimari açıdan alt kısmı dörtgen planlı, üst bölümü dairesel planlı olan türbenin çatısı konik bir biçimde tasarlanmıştır.
Tarihi Olaylar ve Ferruhşah Mescidi
Türbe bahçesinde yer alan Ferruhşah Mescidi, Osmanlı tarihi açısından da kritik bir öneme sahiptir. Mescit, Ankara Savaşı'nda (1402) Timur'a esir düşen Osmanlı Sultanı I. Bayezid'in (Yıldırım Bayezid) bir süre tutuklu kaldığı yer olarak tarihi kayıtlara geçmiştir. Yıldırım Bayezid'in vefatının ardından yaşanan Fetret Devri'nde Akşehir, Karamanoğlu Beyliği'nin sınırlarına katılmıştır. Bu dönemde Karamanoğlu II. Mehmet Bey (1402-1420 yılları arasında) türbede kapsamlı restorasyon çalışmaları yürütmüştür.
Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî Kimdir ve Sandukaların Hikayesi
Selçuklu devlet adamı Seyyid Mesut Paşa'nın oğlu ve Mevlana Celaleddin Rumi'nin öğrencisi olan Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî, Harran'da doğmuş, Konya'da Mevlana'dan ders almış ve ömrünün kalan kısmını Akşehir'de geçirerek 1268 yılında burada vefat etmiştir. Tarihi kaynaklar onun büyük bir ihtimalle Nasrettin Hoca'nın da hocası olduğunu göstermektedir. Türbe içerisinde geçmişte ahşap işçiliğiyle dikkat çeken dört değerli sanduka bulunmaktaydı. Bu sandukalar çalınmış, ikisi Türkiye dışına çıkarılmadan bulunarak Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ne teslim edilmiş, diğer ikisi ise günümüzde Danimarka'nın Kopenhag kentindeki David Samling Müzesi'nde sergilenmektedir.