Karakaya Barajı Kıyısında Bir Tarih Hazinesi: Şemsiyetepe Höyüğü
Şemsiyetepe Höyüğü, Elazığ il merkezinin batısında, Baskil ilçesine bağlı Bilaluşağı Köyü'nün hemen güneyinde yer alan önemli bir arkeolojik yerleşimdir. Günümüzde büyük bir bölümü Karakaya Baraj Gölü kıyısında bulunan höyük, 70 x 90 metre ölçülerinde ve 5-6 metre yükseklikte dairesel, küçük bir tepe görünümündedir. Geçmişte orta boy bir yerleşim yeri kabul edilmekle birlikte, Fırat Nehri'nin kuzey ve kuzeybatı kesimlerini aşındırması nedeniyle zamanla bu boyutlara gelmiştir.
Şemsiyetepe Höyüğü Kazı Çalışmaları ve Keşfi
Höyüğün arkeoloji dünyasınca ilk tespiti 1940 yılında İsmail Kılıç Kökten tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra TAÇDAM'ın Prof. Dr. Mehmet Celal Özdoğan başkanlığındaki yüzey araştırmaları sırasında yeniden kayda geçirilmiştir. Höyükteki kurtarma kazıları ise ODTÜ Rektörlüğü bünyesindeki TEKDAM finansal destekleriyle, 1978 yılında Prof. Dr. Muhibbe Darga başkanlığında başlatılmıştır. Baraj gölü sularının yükselmesi nedeniyle kazı çalışmaları 1987 yılında sonlandırılmış olsa da, höyük su altında kalmamıştır ve günümüzde halen ziyaret edilebilmektedir.
Binlerce Yıllık Tabakalanma ve Tarihsel Katmanlar
Arkeolojik kazılarda höyükte tam 11 farklı yapı katmanı saptanmıştır. En alt katmanlardan üst katmanlara uzanan bu tabakalanma şu şekildedir:
1. ve 2. Tabakalar: Geç Demir Çağı Roma Dönemi garnizon kalesi olarak kullanılmıştır.
3. Tabaka: Orta Demir Çağı Urartu dönemini temsil etmektedir.
4. Tabaka: Geç Tunç Çağı yerleşimini barındırmaktadır.
5. Tabaka: Orta Tunç Çağı dönemine aittir.
6. - 9. Tabakalar: Erken Tunç Çağı yerleşimini göstermektedir.
10. ve 11. Tabakalar: Geç Kalkolitik Çağ dönemine ait en eski katmanları oluşturmaktadır.
Farklı Çağlardan Kalan Eşsiz Arkeolojik Buluntular
Höyükte elde edilen buluntular, dönemin savunma mimarisi ve sosyal yaşantısı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Roma Dönemi sınır kalesine ait kireç taşı bloklardan inşa edilen 70 ila 120 cm kalınlığında sur duvarları ve nehre bakan bir kule ortaya çıkarılmıştır. Erken Tunç Çağı'na tarihlenen evlerin bitişik düzende, köşeleri yuvarlatılmış taş duvarlı, çamur sıvalı ve kirli beyaz badanalı olduğu görülmüştür. Bu evlerde pişmiş topraktan üretilmiş stilize kadın, koç ve yırtıcı kuş başlı idoller bulunmuştur. Ayrıca yeşil taştan bir balta veya çekiç ile 12 cm boyunda beyaz mermerden yapılmış bir asa başı, konut sakinlerinin üst bir sosyal statüye sahip olduğunu göstermektedir. Orta Tunç Çağı tabakalarında ise Karaz malları ağırlıktadır.
Bilaluşağı Nekropolü
Bilaluşağı Köyü'nün kuzeyinde, höyükten yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta höyük sakinleri tarafından kullanıldığı düşünülen bir nekropol tespit edilmiştir. Taş levhalardan oluşan sanduka tipi mezarlar içeren bu nekropolün büyük bir bölümü, derinlemesine incelenemeden baraj suları altında kalmıştır. Çevrede bulunan çok sayıda siyah çanak çömlek parçasının mezar hediyesi olduğu anlaşılmaktadır.