Şebinkarahisar Kalesi'ne Genel Bakış
Giresun ilinin Şebinkarahisar ilçe merkezinin güneyini kuşatan Hacıkayası üzerine kurulan Şebinkarahisar Kalesi, iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Yapılış tarihi ve kimler tarafından inşa edildiği tam olarak bilinmeyen bu heybetli kale, tarih boyunca bölgede egemenlik kurmuş birçok büyük imparatorluğa ve beyliğe ev sahipliği yapmıştır.
Dış Kale ve Yapısal Özellikleri
Dış Kale'nin giriş kapısına, günümüzde hâlâ tarihi özelliğini korumakta olan kayaya oyulmuş merdivenler aracılığıyla ulaşılmaktadır. Giriş kapısı yarı daire planlı iki kulenin arasına konumlandırılmıştır.
Dış Kale'nin Önemli Yapıları ve Burçları
Dış Kale'de göze çarpan en önemli yapılardan birisi kuzeybatı uçta yer alan oval planlı burçtur (Kızlar Kalesi). Kalenin güney ve doğuya bakan cephelerindeki kuleler ise oldukça harap bir haldedir. Dış Kale içerisinde ayrıca farklı büyüklüklerde kayaya oyulmuş su sarnıçları ile yapı kalıntıları mevcuttur. Bu sarnıçların en büyüğü ise yörede Kırk Badal adıyla anılmaktadır.
İç Kale ve Mimari Detayları
İç Kale, 11. yüzyıl Türk mimarisinin belirgin özelliklerini taşıyan sekizgen bir kule ve onu çevreleyen dikdörtgen plandaki bir avludan oluşur. Dış avlunun yaklaşık 15–20 metre içerisindeki kayalık zemin üzerine kurulan iç kaleye, kulelerle desteklenmiş sağlam bir kapıdan girilmektedir.
Sekizgen Kulenin Yapısı ve Sarnıç Detayları
İç Kale'nin kuzeybatı köşesinde yer alan sekizgen planlı ve dört katlı kulenin yüksekliği 27 metredir. Bu büyük burca basık kemerli (1,54 – 1,90 m) bir kapı ile girilir ve içerideki 42 basamaklı merdivenle üst kısımdaki mazgal siperlerine ulaşılır. Kulenin, giriş kapısının açıldığı yüzey hariç olmak üzere her yüzünde yedişer adet pencere yer almaktadır. Kulenin 2,70 metre güneyinde; 6,20 x 4,20 metre ebatlarında, 8 metre derinliğinde, alttan kayaya oyulup üzeri moloz taş ve horasan harcı ile örülmüş bir sarnıç yer alır. İç Kale'nin surları, bu büyük kuleye ilave olarak yarı daire planlı dört küçük kuleyle takviye edilmiştir.
Kalenin Tarihsel Dönemleri ve Kronolojisi
Tarihsel kaynaklar incelendiğinde Şebinkarahisar Kalesi'nin sırasıyla Pers (MÖ 550 – 331), Pontus (MÖ 293 – 65) ve Roma (MÖ 65 – MS 226) hakimiyetinde kaldığı görülmektedir. Kalenin tarihteki ilk büyük onarımı Roma komutanı Pompeyüs tarafından yapılmıştır. MS 226 – 591 yılları arasında Sasani hakimiyetinde kalan kale, MS 591 yılında Bizans hakimiyetine girmiş ve Bizans kralı I. Justinianus tarafından onarılmıştır. MS 645 yılından itibaren Müslüman Arap akınlarına sahne olan kale, MS 778'de Emevi kumandanı Yezid Usayd Al Sulami tarafından ele geçirilmiş, tam anlamıyla Müslüman hakimiyeti ise Abbasiler döneminde tesis edilmiştir.
Türk Hâkimiyeti, Evliya Çelebi ve Yakın Tarih
Kale, MS 1074 yılında Danişmendliler ve Mengücekliler'in ortak fethi sonucunda Türk hakimiyetine girmiştir. Mengücek beyi Fahrettin Behramşah, oğlu Muzafferüddin Mehmet'e yıkık surların onarılması, bir cami ve bir saray yapılması talimatını vermiştir. Kale, Muzafferüddin Mehmet tarafından yapılan bu çalışmalarla günümüzdeki genel görüntüsüne kavuşmuştur. MS 1128'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin hakimiyetine geçen yapı, daha sonra sırasıyla İlhanlılar, Eretna Devleti, Kadı Burhanettin Devleti, Karakoyunlular ve Akkoyunlular tarafından yönetilmiştir. 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında gerçekleşen Otlukbeli Savaşı'nın ardından Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır.
Evliya Çelebi'nin Gözünden Şebinkarahisar Kalesi
Ünlü seyyah Evliya Çelebi 1647 yılında kaleyi; göğe uzanmış bir dağın tepesinde yedi köşeli, ilk bakışta direksiz ve serensiz bir kalyon gemisine benzer bir yapı olarak betimlemiştir. Çelebi, kalenin duvar kalınlığının 70 zira (75 – 90 cm) olduğunu, 70 burç, 100 beden barındırdığını, çevresinin 3600 adım olduğunu ve hendeğinin bulunmadığını belirtmiştir. Üç kat demir kapıları bulunan ve gece gündüz bekçilerce korunan kalenin içerisinde o dönemde 70 ev ve bir Fatih Camii yer almaktaydı. Kale; 1915 Ermeni isyanı, 1939 Erzincan depremi ve diğer doğal olayların etkisiyle zamanla tahribata uğramış olup, en son 2003 yılında kapsamlı bir onarım görmüştür.