Satala Antik Kenti'nin Coğrafi Konumu ve Kökenleri
Satala, günümüzde Türkiye'nin Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinde, Sadak köyü sınırları içerisinde yer alan antik bir kentdir. Antik dönem coğrafyacılarına göre kent, Trapezus'tan Samosata'ya giden yolun Roma İmparatorluğu'nun sınırını aştığı Fırat'ın biraz kuzeyinde, dağlarla çevrili bir vadide yer alıyordu. Bu sit alanı, daha aşağı Ermenistan'ın Vespasianus yönetimindeki ilhakı kadar eski bir yerleşime sahiptir.
Roma İmparatorluğu Dönemi ve Legio XV Apollinaris
Roma İmparatoru Trajan, MS 115 yılında burayı ziyaret etmiş ve Kafkasya ile Euxine'nin prenslerinin saygılarını kazanmıştır. Burada Lejyon XV Apollinaris'i kuran ve 5. yüzyıla kadar kullanılacak olan büyük castra stativa'nın (daimi kampı) inşasını başlatan şüphesiz kendisiydi. Kent, bu askeri kampın etrafına yayılarak gelişim göstermiş ve Batlamyus döneminde oldukça önemli bir yerleşim hâline gelmiştir.
Bizans ve Pers Mücadeleleri
Geç antik dönemde de önemini koruyan kent surlarının önünde, MS 530 yılında Pers orduları büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. İmparator I. Justinianus orada daha güçlü tahkimatlar inşa ettirmiş olsa da bu yapılar Satala'nın 607-608 yıllarında Persler tarafından ele geçirilmesini engelleyememiştir. Orta Çağ ve Osmanlı döneminde ise Erzurum ile Sivas ya da Tokat arasında yer alan önemli doğu-batı yolu Satala'dan geçmiş, ancak o zamana gelindiğinde Satala artık önemli bir yerleşim olmaktan çıkmıştır. Ayrıca J. G. Taylor, Erzincan'daki hükûmet binalarını inşa etmek için kesim taşlarının bu sahadan çıkarıldığını bildirmiştir.
Arkeolojik Araştırmalar, Keşifler ve Satala Afroditi
Kentin yeniden keşfi 19. yüzyıla uzanmaktadır. 1868 yılında J. G. Taylor sahayı ziyaret ederek Roma adak sunağında bulunan ve Domitianus'tan bahseden tahrip edilmiş Latince bir yazıtı kopyalamış, şömine temeli olarak kullanılan büyük bir figüratif mozaik parçası ve Bizans mezar yazıtlarının varlığını bildirmiştir. 1874'ün Eylül ayında ise bronz heykel parçalarının bulunmasına yanıt olarak Trebizond'daki İngiliz vekil danışmanı Alfred Biliotti sahayı haritalandırmak ve tanımlamak amacıyla ziyaret etmiştir. Alanın kesin olarak Satala olduğu, 1894 yılında Vincent Yorke ve D. G. Hogarth'ın alanda Legio XV Apollinaris damgası taşıyan fayansları bulmasıyla kesinleşmiştir. Günümüzde kentte, 15.7 hektarlık alanı kapsayan dikdörtgen lejyoner kalenin 6. yüzyıl Justinianus dönemine ait yıkık surları ile kalenin güneydoğusunda yer alan ve koruyucu aziz St. Eugenius'a adanmış bir şehit kilisesi olabileceği tahmin edilen harap bazilika kilisesi kalıntıları bulunmaktadır. Sadak'ın dışında 1872 yılında bulunan, doğal boyutlarından daha büyük ünlü Satala Afroditi bronz büstü ise günümüzde British Museum'da sergilenmektedir.