Sarıkışla'nın Tarihçesi ve İnşa Süreci
Sarıkışla (Kışla-i Humayun), İzmir'in tarihi merkezinde, Konak Meydanı'nda 1829 yılında inşa ettirilmiş olan anıtsal ve büyük bir idari yapıdır. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde kozmopolit ve stratejik bir öneme sahip olan İzmir'de devlet otoritesini ve erkini yansıtması amacıyla tasarlanan bu yapının inşasına 1826 yılında başlanmıştır. İnşaat çalışmalarının başlatıldığı 1826 yılı, aynı zamanda askeri tarihte Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılarak çağdaş bir ordunun temellerinin atıldığı dönüm noktasına denk gelmektedir. Kışlanın kurulduğu bölge, denizin toprakla doldurulmasıyla elde edilen ve o dönem "Dolma" olarak adlandırılan bir mevkiydi. Bu alanda kışla inşa edilmeden önce, yaklaşık 10 adet sabunhane, Yahudi misafirhanesi ve çeşitli meyhaneler yer almaktaydı.
Mimari Yapısı ve Çevresel Konumu
Sarıkışla, karakteristik sarı rengiyle dikkat çeken kesme sarımsak taşlarından inşa edilmiştir; ancak yıkımından sonra bu değerli taşların nereye götürüldüğü günümüzde bilinmemektedir. Yapının kara tarafında yer alan cümle kapısı; 1872 yılında Katipzade Konağı'nın kapsamlı bir yenilemeden geçirilmesiyle dönüştürülen İzmir Vilayet Konağı'na ve 1901 yılında inşa edilen tarihi Saat Kulesi'ne bakmaktaydı. Kışlanın hemen arkasında ise minyatür bir mimariye sahip olan İngiliz Ayşe Camii (günümüzdeki Konak Yalı Camii) bulunmaktaydı. Kışla yapısının geniş iç kısmı ise o dönem Talimhane Meydanı olarak anılmaktaydı.
Yıkım Kararı ve Konak Meydanı'nın Dönüşümü
1950 yılına gelindiğinde, Milli Savunma Bakanlığı ile ortak bir karar alınarak şehir merkezinde kalan askeri garnizonun şehir dışına taşınması fikri benimsenmiştir. İzmir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında, belediyenin askeri amaçlı beş yeni bina inşa ederek bakanlığa devretmesi, buna karşılık Sarıkışla'nın belediyeye verilmesi kararlaştırılmıştır. Belediye, yapıyı devralmasının ardından 1955 yılında Demokrat Parti yönetimi döneminde kışlanın yıkımını gerçekleştirmiştir. Kent hafızasında büyük bir kayıp olarak görülen bu yıkım, zamanla şehir bilinci açısından adeta bir cinayete eşdeğer kabul edilmiştir. Yıkım sonrasında boşalan Konak Meydanı için ne yapılacağı uzun süre belirlenememiş, Londra, New York ve Rio de Janeiro belediyelerinden fikir istenmiştir. Meydan bir dönem birahaneler, çiçekçiler ve toplu taşıma araçlarının yarattığı çirkin bir görünüme bürünmüştür.
Günümüze Ulaşan İzler: Tarihi Hitapname
1980'li yıllarda denizin doldurulmasıyla inşa edilen Mustafa Kemal Sahil Yolu'na bağlanacak geniş bir yol hattı ve üst geçit projeleriyle Konak Meydanı tamamen gözden çıkarılmaya başlanmış, ardından Galleria tartışmaları gündeme gelmiştir. Bu süreçte alanın park olarak düzenlenmesi için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Günümüzde Sarıkışla'dan geriye kalan tek fiziksel parça, Konak Meydanı'nda anıt şeklinde dikilmiş olan hitapnamesidir. Bu tarihi hitapname, yıkımı gerçekleştiren müteahhidin yaşadığı vicdan muhasebesi sonucunda kendi bahçesinden çıkarıp geri getirmesiyle kurtarılabilmiştir. Günümüzde bu anıt parça, Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi'nde sergilenmektedir. Yapı ayrıca kültürenvanteri.com üzerinde 40635 envanter numarasıyla kayıtlıdır.