Tekirdağ'ın Tarih ve Doğa Hazinesi: Saray
Tekirdağ ilinin kuzeydoğu sınırında yer alan Saray, Marmara Bölgesi'nin en köklü yerleşim birimlerinden biridir. Kuzeyinde Vize, doğusunda Çatalca, güneyinde Çerkezköy ve batısında Çorlu ile komşu olan ilçe, Ergene Havzası üzerindeki düz arazilerden Yıldız Dağları'na doğru yükselen doğal sınırları ve Kalkolitik Çağ'dan bu yana kesintisiz süren tarihiyle önemli bir seyahat rotasıdır.
Tarih Öncesinden Roma İmparatorluğu'na Kadim Topraklar
Saray, Trakya ve Tekirdağ tarihinin en eski sayfalarına ev sahipliği yapmaktadır. İlçe sınırları içerisinde bulunan Güneşkaya ve Güngörmez mağaralarında yapılan araştırmalar, Kalkolitik Çağ'a (M.Ö. 5000-3000) uzanan yerleşim buluntularını ortaya koymuştur. Bölgenin bilinen ilk yerleşik halkı, M.Ö. 4000-2000 yılları arasında Anadolu'dan göç eden Hint-Avrupa kökenli Traklar olmuştur. Zaman içinde gelişen yerleşim; M.Ö. 514-513 yıllarında Pers Kralı Dareus'un İskit Seferi ile Pers egemenliğine girmiş, M.Ö. 478-477 yıllarında Attika-Delos Deniz Birliği tarafından özgürleştirilmiş ve M.Ö. 342'de Makedonya Kralı II. Philip tarafından Odryus Krallığı ile birlikte Makedonya sınırlarına katılmıştır. M.S. 19'da Roma İmparatoru Tiberius'un vali göndermesiyle başlayan süreç, M.S. 46'da İmparator Claudius'un Trakya eyaletini kurmasıyla Roma hakimiyeti altında uzun yıllar devam etmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Kırım Hanlarının Son Durağı
Bizans döneminde küçük bir yerleşim birimi olarak kurulan Saray, 1362 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Küçük yapısına rağmen Osmanlı döneminde, imparatorluğun ikinci başkenti olan Edirne'yi İstanbul'a bağlayan stratejik Istranca Dağları güney yolu üzerinde bulunması sebebiyle büyük önem kazanmıştır. Saray'ın tarihindeki en sıra dışı detaylardan biri de 18. yüzyılda Cengiz Han soyundan gelen Kırım Hanlarının bu bölgede sürgün hayatı yaşamış olmasıdır. Vefat eden bu hanlar günümüzde Saray Ayaz Paşa Camii avlusunda ebedi uykularındadır. Avluda kabri bulunan Kırım Hanları ve ölüm tarihleri sırasıyla; II. Devlet Giray Han (1725), II. Fetih Giray Han (1746), İslam Giray Sultan (1742), Arslan Giray Han (1767), III. Selim Giray Han (1785), IV. Devlet Giray Han (1780) ve Şahbaz Giray Han (1792) şeklindedir.
Kurtuluş Savaşı, Atatürk'ün Mirası ve Doğal Zenginlikler
Milli Mücadele yıllarında Yunan işgali altına giren ilçe, Mudanya Mütarekesi uyarınca 15 Ekim 1922'de İtalyan güçlerine devredilmiş ve nihayet 1 Kasım 1922 tarihinde tamamen kurtarılmıştır. Cumhuriyet döneminde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 18 Ağustos 1937 tarihinde Trakya Manevraları sırasında Saray ilçesini ziyaret etmiş ve bu ziyaretin anısına 1981 yılında görkemli bir Atatürk Anıtı inşa edilmiştir. İlçenin doğası da tarihi kadar eşsizdir; Trakya'nın tek doğal karaçam ormanı Saray'ın Kastro yöresinde yer almaktadır. Kastro yöresindeki 329 hektarlık karaçam ormanı, 18 Nisan 1988 tarihinde Millî Park statüsüne kavuşturulmuştur. Bölgenin en önemli su kaynaklarından olan Ergene Nehri de ilçenin en yüksek kesimlerinden biri olan Karatepe'nin Güneşkaya mevkiinden doğarak havzayı beslemektedir.