Sandal Bedesteni (Yeni Bedesten veya Küçük Bedesten), Fatih ilçesinin Eminönü semtinde, tarihi Kapalıçarşı'nın içerisinde yer alan önemli bir Osmanlı bedestenidir. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmayan bu tarihi yapının, bazı kaynaklarda 1472-1478 yılları arasında Fatih Sultan Mehmed döneminde, bazı kaynaklarda ise 1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edildiği belirtilmektedir. Bedestenin inşa edilme amacı, Fatih bölgesinde yoğunlaşan ticaret ve farklılaşan iş kolları karşısında, daha önce yaptırılan Cevahir Bedesteni'nin yetersiz kalmasıdır.
Sandal Bedesteni'nin Mimari Özellikleri
Edirne ve Bursa bedestenleri ile benzerlik göstermesi nedeniyle genellikle Fatih Sultan Mehmed dönemine tarihlendirilen Sandal Bedesteni, dikdörtgen bir plan şemasına sahiptir. Toplam 1280 metrekarelik bir alanı kaplayan ve 20 kubbesi bulunan yapının, kurulduğu dönemde ayakları kesme taştan, duvarları molozdan, kemer ve kubbeleri ise tuğladan inşa edilmiştir. Alçak ve sağır kubbe çemberlerine sahip olan yapının altında bir mahzen bulunmamaktadır. İçerisinde 46 dükkan barındıran bedestenin her mihverinde od taşından sövelere sahip, hafifçe basık ve sivri kemerli birer pencere yer alır.
Bedestenin Kapıları
Kurulduğu dönemde dört kapısı bulunan Sandal Bedesteni'nin batı kapısı Nuruosmaniye'ye, doğu kapısı Kapalıçarşı içindeki gümüşçüler ve kuyumculara, kuzey kapısı Mahfazacılar Sokağı'na, güney kapısı ise Kalpakçılarbaşı Caddesi'ne açılmaktaydı. Günümüzde ise bu kapılardan yalnızca Kapalıçarşı içindeki Kalpakçılar Caddesi'ne açılan kapı ile Nuruosmaniye'ye açılan kapı kullanılabilir durumdadır.
Tarihsel İşlevi ve Mezat Dönemi
İsmini Hindistan gibi bölgelerden ithal edilen kıymetli ve lüks bir ipekli kumaş türü olan "sandal"dan alan bedesten, değerli kumaş ve mücevherlerin belediye müzayedesi aracılığıyla satıldığı önemli bir merkez olmuştur. II. Mahmud döneminde kapatılarak depo haline getirilen yapı, daha sonra zabıtalık ve temizlik işlerinden sorumlu yerel yönetim tarafından tadilata alınarak yeniden müzayede mekanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bedestenin iç kısmı ahşap bölmelerle ayrılarak mezat, eşya, mücevher ve halı salonları oluşturulmuş, ayrıca değerli eşyaların saklanabilmesi için korunan kiralık kasalar yerleştirilmiştir. Bedestenin günlük açılış ve kapanışı bölükbaşının düzenlediği törenle gerçekleştirilir ve kapandıktan sonra nöbet tutulurdu.
1914 yılından 1983 yılına kadar aktif olarak bir mezat alanı olarak kullanılan bedestende kıymetli kumaşların yanı sıra kılıçlar, halılar, eyerler ve koşum malzemeleri satılmıştır. Yüksek fiyatlı eşyaların Perşembe günleri satıldığı bu mezatlara padişah da katılım göstermiştir. 1983 yılına kadar süren bu müzayedelerden İstanbul Belediyesi Mezat Müdürlüğü ufak bir ücret almaktaydı. Endüstrileşen ülkelerin ucuz kumaş ve yün ihraç etmesiyle önemini kaybeden bedesten, 1984 yılına kadar mezat alanı olarak kalmış, 2015 yılında 20 yıllığına özel sektöre kiralanmıştır. Günümüzde ise içinde bir restoran hizmet vermektedir.