Samsun'ın Tarihi Simgesi: Büyük Cami
Samsun şehir merkezinde konumlanan ve 19. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilen Samsun Büyük Camii (Valide Camisi veya Hamidiye olarak da bilinir), şehrin günümüze ulaşmış en büyük tarihi camisi olma özelliğini taşır. İlkadım ilçesinin Kale mahallesinde, Saathane Meydanı'nın yanıbaşında geniş bir avlu içerisinde yer alan bu yapı, tarihi derinliğiyle öne çıkmaktadır. Yapının ilk halinin, 14. yüzyılda Samsun Kalesi'nin camisi olarak Selçuklu komutanlarından Hıdır Bey tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü envanterinde 'Hızır Bey Vakfı' adıyla kayıtlı olan bu ahşap cami, 1869 yılındaki büyük Samsun yangınında maalesef tamamen yanarak yok olmuştur.
Zorlu İnşa Süreci ve Valide Sultan'ın Himayesi
Yangının ardından aynı konumda kesme taştan yeni bir cami inşa edilmesine karar verilmiş ve çalışmalara 1873 yılında başlanmıştır. Ancak bütçe yetersizliği, kalfaların değişmesi, maliyet artışları ve kış şartları nedeniyle inşaat süreci oldukça uzamıştır; öyle ki 1882 yılına gelindiğinde yapının ancak üçte biri tamamlanabilmiştir. Bu tarihten sonra hızlandırılan inşaat, Batumlu Hacı Ali'nin maddi katkıları ve II. Abdülhamid'in önemli destekleri sayesinde tamamlanarak 1884-1886 yılları arasında ibadete hazır hale getirilmiştir. Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Sultan'ın caminin onarım ve bakım masraflarını üstlenmesi vesilesiyle yapı halk arasında 'Valide Camisi' olarak da ün kazanmıştır. Caminin giderlerini karşılamak amacıyla 1889 yılına kadar on bir adet vakıf kurulmuştur.
Mimarisi ve Yapısal Özellikleri
Kesme taştan üretilen Samsun Büyük Camii, çifte minareli ve avlulu yapısıyla klasik bir selatin camisi mimarisini andırır. Örtü sistemi, merkezde kurşun kaplı görkemli bir ana kubbe ile etrafındaki dört küçük kubbeden oluşur; son cemaat yerinin üzerinde ise iki adet kubbe bulunur. Ana kubbenin sekizgen kasnağında iç mekana ışık sağlayan 16 adet yuvarlak kemerli pencere sıralanmıştır. Harim bölümünün alt kısmında doğu ve batıda karşılıklı üçer, kuzey ve güneyde ise karşılıklı ikişer pencere yer alırken, üst kısımda daha küçük boyutlu yuvarlak pencereler bulunur. Mermerden yapılan mihrap, kıble duvarının ortasındaki iki alçı sütunun arasındadır. Mihrabın sağ tarafında ahşap minber, doğu duvarında ise köşk formunda bir vaaz kürsüsü konumlandırılmıştır.
Süslemeler, Deprem Hasarları ve Restorasyon Süreçleri
Caminin kubbesi ve kubbe geçiş elemanları estetik duvar resimleriyle süslenmiştir. Duvar işlerinde rumi ve bitkisel kompozisyonlar tercih edilmiş, aralara ay-yıldız, hilal ve geometrik motifler serpiştirilmiştir. Mihrabın içerisinde ise perdeyi andıran çizgisel bir süsleme bulunur. Cami, 1906 yılındaki depremde hasar görmüş ve 1906-1907 yıllarında onarılmıştır. Bu onarımda kiremit çatı bakırla kaplanmıştır. Minarelerin şerefe üstü kısımları ise 1944 depreminde yıkılmış, 1945 yılında aslından farklı bir şekilde yenilendikten sonra nihayet 2000'li yıllarda orijinal haline uygun olarak restore edilmiştir. Kubbe eteklerindeki orijinal duvar resimleri 1996 yılı öncesindeki müdahalelerle özgünlüğünü kaybetmiş ve boyayla örtülmüş olsa da, 2007-2008 yılları arasında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla bu tarihi süslemeler yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır.