Sakarya Nehri, Kızılırmak ve Fırat nehirlerinden sonra Türkiye'nin üçüncü en uzun, Kuzeybatı Anadolu'nun ise en büyük akarsuyudur. Nehir, ismini Yunan Mitolojisi'ndeki nehir tanrısı Sangarius'dan almaktadır. Toplam uzunluğu 824 km olan akarsuyun beslenme havzası 58.160 kilometrekare genişliğindedir ve bu büyüklükle Türkiye arazisinin yaklaşık %7,46'sını kapsamaktadır. Nehrin genişliği ise yatak boyunca 60 ile 150 metre arasında değişkenlik göstermektedir.
Sakarya Havzası ve Rota
Sakarya Nehri havzası; Kızılırmak, Batı Karadeniz, Gediz, Konya kapalı havzası, Marmara, Akarçay ve Susurluk havzaları tarafından kuşatılmıştır. Bu geniş havzada Sakarya, Bolu, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Bursa, Kütahya, Konya ve Afyonkarahisar olmak üzere dokuz ilin toprakları bulunur. Akarsuyun bir kolu Afyonkarahisar'ın kuzeydoğusundaki Bayat Yaylası'ndan, diğeri ise Eskişehir Çifteler Sakaryabaşı'ndan doğar. İç Anadolu Bölgesi'ne doğru akıp ardından kuzeye yönelen nehir; Polatlı yakınlarında Porsuk Çayı ile Ankara Çayı'nı birleştirir, Geyve Boğazı'ndan geçerek Karasu'dan Karadeniz'e dökülür.
Barajlar ve Akım Düzeni
Nehir üzerinde Sarıyar Hidroelektrik Santrali, Gökçekaya Hidroelektrik Santrali ve Yenice Barajı kurulmuştur. Barajlar inşa edildikten sonra nehrin maksimum debisi düşüp, minimum debisi artarak akım rejiminde düzenleme sağlanmıştır. Bu sayede taşkın ihtimali orta kesimlerde %45-51, aşağı kesimlerde ise %31-37 oranında azalmıştır. Nehrin taşıdığı askıda katı madde miktarı %40-65 oranında azalırken, temiz suyun enerjisi artmış ve yatağını aşındırma gücü yükselmiştir. Nehrin genel akım rejimi ise yağmurlu-karlı (karların ikincil derecede etkili olduğu) rejim olarak tanımlanmaktadır.
Denizaltı Kanyonu ve Paleocoğrafyası
Sakarya Deltası'nın ön kısmında yer alan deniz tabanında eski bir denizaltı kanyonu mevcuttur. -50 metreden başlayıp -800 metreye kadar inen bu kanyon 7 km uzunluğundadır. Küçükboğaz Gölü önünde de -50 metreden -800 metreye uzanan 10 kilometrelik bir kanyon girintisi yer alır. Nehrin oluşumuyla ilgili iki görüş bulunmaktadır: Birincisi, Kuzey Anadolu Fayı'nın kestiği graben çukurunun akışı Sapanca Gölü-İzmit Körfezi'ne çevirdiği ve sonrasında Sapanca Gölü'nün Marmara Denizi'nden ayrılmasıyla nehrin kuzeye akarak Karadeniz'e ulaştığı teorisidir. İkinci görüş ise akarsuyun Geç Pliyosen döneminde oluştuğunu ve her zaman Karadeniz'e doğru aktığını savunmaktadır.