Pülümür'ün Coğrafi Konumu ve Doğal Yapısı
Pülümür (Zazaca: Pılemoriye), Tunceli iline bağlı, doğu ve batı ile kuzey ve güney bağlantısını sağlayan önemli bir geçiş noktasında yer alan dağlık bir ilçedir. Tunceli il merkezinin 67 km kuzeydoğusunda konumlanan ilçe, 1.491 metre rakıma ve 1.437 km² yüzölçümüne sahiptir. Pülümür Vadisi ve Pülümür Çayı boyunca uzanan yerleşim, doğuda Bingöl'ün Yayladere ve Kiğı, kuzeyde Erzincan'ın merkez, Tercan ve Üzümlü, güneyde Nazimiye ve batıda Ovacık ilçeleriyle komşudur. Coğrafi olarak Erzurum-Elazığ devlet karayolu üzerinde stratejik bir konumda yer almaktadır.
Antik Dönemden Mengüçlülere Pülümür Tarihi
Kuruluş tarihi tam olarak bilinmeyen Pülümür'ün köklü tarihi, Tunceli ve Erzincan bölgelerinin tarihi seyri ile benzerlik göstermektedir. Bölge ilk olarak Hurriler ve Hayasa-Azzi egemenliği altında kalmış, ardından Hititlerin ve MÖ 12. yüzyılda Urartuların hakimiyetine girmiştir. MÖ 7. yüzyılda Medler ve sonrasında Ahameniş İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan bölge, Büyük İskender'in Ahamenişleri yenmesiyle Hellenistik devletlerin idaresine geçmiştir. MÖ 2. yüzyılda kurulan Antik Ermenistan Krallığı ve ardından Bizans ile Sasani imparatorlukları arasında sık sık el değiştiren Pülümür, 639 yılında Arap hakimiyetine girmiş, sonrasında yeniden Bizans topraklarına katılmıştır. 1071 Malazgirt zaferinin ardından ise Mengücek Ahmet Gazi tarafından Erzincan merkezli kurulan Mengüçlü Beyliği'nin idaresine girmiştir.
Akkoyunlu Kültürel Mirası ve Osmanlı Dönemi
Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın 1228'de Mengücekleri kendisine bağlamasının ardından Moğol istilası ve İlhanlılar dönemi yaşanmıştır. 13. yüzyılda bölgede hakimiyet kuran Akkoyunlu Devleti, kültürel yaşamlarından bir miras olarak koyun figürünü sembolleştirmiştir; günümüzde de Pülümür'deki mezar başlarında bu koyun tasvirli figürler görülebilmektedir. 1473 yılındaki Otlukbeli Muharebesi ile Osmanlı sınırlarına katılan Pülümür, kısa süreli Safevi hakimiyetinin ardından 1514 Çaldıran Muharebesi ile kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Tarihi kayıtlarda ilk kez 1518 yılı tahririnde "Plümuri" adıyla Kızuçan nahiyesinin bir köyü olarak zikredilmiştir. 1642 yılında nüfusunun fazlalığı ve cuma namazı kılınan bir camiye sahip olması vesilesiyle nahiye merkezi olan yerleşim, 1935 yılında yeni kurulan Tunceli iline dahil edilmiş ve 1938 yılında resmen ilçe statüsü kazanmıştır.
Sosyo-Ekonomik Hayat ve Kültürel Değerler
Pülümür iklimsel açıdan sert karasal iklim özelliklerine sahiptir; yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise yoğun kar yağışlı ve çok soğuk geçmektedir. Karın yerde kalma süresi ortalama 5 ayı bulmaktadır. İlçede yaşanan 1992, 1995 ve 2003 depremleri sonrasında yoğun bir dış göç yaşanmış ve nüfus önemli ölçüde azalmıştır. İlçe ekonomisi temel olarak tarım, büyükbaş hayvancılık ve arıcılık üzerine kuruludur. Pülümür, özellikle organik arıcılıkta Türkiye ortalamasının üzerinde bal ve bal ürünleri üretimiyle büyük bir üne sahiptir. İlçedeki ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesinde Ziraat Bankası şubesi hizmet vermektedir. Kültürel açıdan da dikkat çeken ilçe, eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit'in Pülümür'ün Yaşsız Kadını adlı ünlü şiirine de ilham kaynağı olmuştur.