Priene Antik Kenti, Samsun (Mykale) Dağı'nın sarp yamaçlarının eteğinde kurulmuş, İyonya'nın en önemli antik Yunan kentlerinden biridir. Günümüzde Aydın ilinin Söke ilçesine bağlı Güllübahçe kasabası sınırlarında yer alan kent, kurulduğu dönemde deniz kıyısında yer almaktaydı ve iki limana sahipti. Ancak Büyük Menderes (Maiandros) Nehri'nin taşıdığı alüvyonlar zamanla kıyı çizgisini doldurmuş ve antik kenti denizden kilometrelerce uzaklıkta bir iç kara kenti haline getirmiştir. Belos'un oğlu Aigiptos yönetiminde İyonlar tarafından kurulduğu kabul edilen Priene, tarih boyunca coğrafi konumu ve limanlarıyla büyük bir stratejik öneme sahip olmuştur.
Priene'nin Tarihsel Gelişimi ve Egemenlik Dönemleri
MÖ 6. yüzyılın ortalarında kentin ünlü 'Bilge'si Bias yönetiminde yeniden canlanıp zenginleşen Priene, MÖ 545 yılında Pers Kralı II. Kiros tarafından ele geçirilmiştir. Kent, Pers egemenliğine karşı gerçekleştirilen İyonya Ayaklanması'na (MÖ 499) 12 gemiyle katılarak bağımsızlık mücadelesinde aktif rol oynamıştır. Büyük İskender'in ölümünün ardından yaşanan kargaşa ortamı ve komşusu Sisam (Samos) ile olan sınır anlaşmazlıkları kenti zamanla güçsüzleştirmiştir. 155 yılında Roma, Priene'yi Bergama ve Kapadokya krallarının egemenliğinden kurtarmış; Kapadokya kralının asi oğlu Orophernes ise kente gizlediği hazinesine ulaşarak şükran göstergesi olarak ünlü Athena Tapınağı'nı onarmıştır. Roma ve Bizans idaresi altında juga zenginliğini koruyan kent, MS 13. yüzyılda Türklerin hâkimiyetine girmiştir.
Hippodamos Planı ile Şekillenen Benzersiz Kent Mimarisi
Priene, antik çağın dahi şehir plancısı Miletli Hippodamos'un geliştirdiği ve sokakların birbirini dik açılarla kestiği ızgara (grid) plan sisteminin dünyadaki ilk ve en önemli örneklerinden birini sunmaktadır. Dik bir yamaç üzerine kurulu olan şehirde yollar güneye bakacak şekilde planlanmış, 2 metre kalınlığındaki güvenlik kuleli surlarla çevrelenmiştir. Kent içinde doğu-batı yönünde uzanan 7 metre genişliğindeki 6 ana cadde ile bunları dik kesen 3,5 metre genişliğindeki 15 ara sokak, şehri tam 80 eşit blok alana bölmüştür. Her bir blokta sekiz adet müstakil konut yer alacak biçimde son derece düzenli bir yerleşim modeli oluşturulmuştur. Kentin gelişmiş su dağıtım kanalları ve kanalizasyon altyapısı günümüzde de net bir şekilde görülebilmektedir.
Görülmeye Değer Anıtsal Yapılar ve Arkeolojik Kazılar
Kentin en yüksek noktasında yer alan ve mimarlığını Dünyanın Yedi Harikası'nden biri olan Mausoleum'un da mimarı Pytheos'un üstlendiği Athena Polias Tapınağı, Priene'nin en görkemli yapısıdır. Yüksek işçilikli bir merdivenle ulaşılan ve ön cephesinde 6 adet sütun barındıran bu tapınağın yanı sıra, akropolisin hemen altındaki yamaçta bereket tanrıçaları Demeter ve Kore'ye adanmış kutsal alan yer almaktadır. Kentin kuzey bölümünde yer alan ve mükemmel şekilde korunmuş olan antik tiyatro, Yukarı Gymnasium, belediye binaları ve tamamen harap durumda olan Asklepios ile Isis tapınakları da kentin zengin sosyo-kültürel yapısını gözler önüne sermektedir. Priene'deki ilk resmi arkeolojik kazılar 1895 yılında C. Humann ve Th. Wiegand tarafından başlatılmış, günümüzde ise kazı çalışmaları H. Mert başkanlığında başarıyla sürdürülmektedir.