Kayseri'nin yüzölçümü bakımından en büyük ilçesi olan Pınarbaşı, İç Anadolu Bölgesi'nde konumlanmış köklü bir tarihe ve zengin bir coğrafyaya sahip önemli bir yerleşim yeridir. İl merkezinin doğusunda, Malatya ve Kahramanmaraş karayolu üzerinde yer alan ilçe; batıda Akkışla ve Bünyan, güneyde Tomarza ve Sarız, kuzeyde Sivas'ın Gemerek, Şarkışla, Altınyayla ve Kangal ilçeleri ile doğuda Gürün ilçesiyle komşudur. Ortalama 1.513 metre rakıma sahip olan Pınarbaşı, sert karasal iklimin etkisiyle kışları son derece soğuk ve karlı, yazları ise sıcak ve kurak bir iklim yapısı sunmaktadır.
Köklü Tarihsel Geçmiş ve Aziziye Dönemi
Milattan önceki dönemlerde Hitit uygarlığına bağlı bir şehir devleti olarak tarih sahnesine çıkan Pınarbaşı, Bizans İmparatorluğu döneminde tekfurluklar tarafından yönetilmiştir. Bizans döneminde bugünkü ilçe merkezinin gölle kaplı olduğu ve tekfurların aileleriyle birlikte sandal gezilerine çıktıkları bilinmektedir. 1071 Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu'nun fethi sürecinde, Selçuklulara bağlı Danişmentliler devletinin hükümdarı Melik Gazi tarafından fethedilen bölge, bu tarihten sonra kesintisiz olarak Türk hakimiyetine girmiştir. Eretna ve Kadı Burhaneddin devletlerinin yönetiminin ardından, 1399 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil edilmiştir. Sultan Abdülaziz döneminde, 1863 yılında Sivas vilayetine bağlı bir kaza olarak belediye teşkilatına kavuşan ilçe, padişahın ismine atfen uzun yıllar Aziziye olarak anılmış, 1927 yılında ise Kayseri il yönetimine bağlanmıştır.
Karakuyu Tarihi Hitit Barajı ve Coğrafi Yapı
İlçenin Karakuyu mevkiinde yer alan ve suyun önüne moloz taşları yığılarak oluşturulan set, bilinen en eski Hitit barajlarından biridir. Bölgede gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan hiyeroglif yazılı taş kitabeye göre, bu tarihi barajın İ.Ö. 1250-1220 yılları arasında inşa edildiği doğrulanmıştır. Coğrafi açıdan en yüksek noktası Şirvan Dağı olan ilçede, bu dağ sıraları arasında tarımsal öneme sahip Uzunyayla ve Zamantı havzaları uzanmaktadır. Bu iki havzayı ilçe merkezinin güneyinde bulunan Toruntepe eşiği birbirinden ayırır. Bölgenin en önemli su kaynağı olan Zamantı Irmağı ve kollarının yanı sıra; Pınarbaşı, Şerefiye, Karagöz ve Küçük Gürleğen kaynakları da ilçenin zengin hidrografik yapısını oluşturmaktadır.
Ekonomik Yapı, Göç Tarihi ve Geleneksel El Sanatları
Pınarbaşı ekonomisi ağırlıklı olarak tarım, hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliğine dayanmaktadır. Bereketli topraklarında buğday, arpa, çavdar, şeker pancarı, patates ve çeşitli baklagiller yetiştirilirken, gelişmiş hayvancılık faaliyetleri sayesinde günlük yaklaşık 100 ton süt üretilmektedir. Bol su kaynaklarının varlığı sayesinde alabalık yetiştiriciliği de son derece gelişmiştir; ilçede faaliyet gösteren 21 işletme, Türkiye'deki yavru alabalık üretiminin yaklaşık %40'ını tek başına karşılamaktadır. Bunun yanı sıra sanayi kollarında un, halı, mermer fabrikaları ile krom madeni işletmeleri faaliyet göstermektedir. İlçe, tarih boyunca demografik açıdan da zenginleşmiştir; 1861-1864 yılları arasında Kafkas göçmenleri ve Avşar aşiretleri, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında Kars ve Ardahan göçmenleri, 1956 yılında ise Balkanlar ve Rumeli'den gelen göçmenler ilçeye yerleştirilmiştir. Bu kültürel çeşitlilik, evlerde kurulan tezgahlarda sürdürülen geleneksel halı ve kilim el dokumacılığına da yansımaktadır.