Pınara Antik Kenti: Likya'nın Yuvarlak Tepesindeki Görkemli Miras
Muğla ilinin Seydikemer ilçesine bağlı Minare köyü yakınlarında, Babadağ'ın (antik Kragos Dağı) eteklerinde yer alan Pınara Antik Kenti, antik Likya'nın en büyük ve en önemli yerleşimlerinden biridir. Xanthos kentinin (günümüzde Eşen Çayı) batı kıyısına yakın bir konumda kurulan bu kadim kent, adını Likya dilinde 'yuvarlak' veya 'yuvarlak tepelik' anlamına gelen 'Pinale' ya da 'Pilleñni' kelimelerinden almaktadır. Kentin kuruluşu mitolojide, Xanthos'un nüfusunun aşırı artması üzerine yaşlı bir grubun kentten ayrılarak Babadağ'ın eteklerindeki bu yuvarlak tepede yeni bir şehir kurmasına dayandırılmaktadır. Dev bir dairesel kaya kütlesi üzerine kurulu olan kent, günümüzde de bu benzersiz jeolojik yapısıyla hayranlık uyandırmaktadır.
Pınara'nın Zengin Tarihi ve Siyasi Önemi
Tarihi ve epigrafik kayıtları sınırlı olsa da Pınara, Likya Birliği içerisinde üç oy hakkına sahip olan az sayıdaki önemli kentten biridir. Kentin M.Ö. 340-334 yılları arasında Karya Kralı Piksodaros'a bağlı olduğu, kentin yakınlarındaki bir yazıttan anlaşılmaktadır. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender'in kenti ele geçirmek üzere düzenlediği seferin ardından Pınara kısa sürede teslim olmuştur. İskender'in ölümünü takiben Pergamon Krallığı'nın egemenliğine giren şehir, M.Ö. 133 yılında III. Attalos'un vasiyetiyle Roma Cumhuriyeti'ne devredilerek bir Roma kentine dönüşmüştür. Roma idaresi altında uzun bir refah dönemi yaşayan şehir, M.S. 141 ve 240 yıllarında meydana gelen şiddetli depremlerle ağır hasar görmüş; M.S. 141 yılındaki sarsıntı sonrasında Likya’nın ünlü hayırseveri Rhodiapolisli Opramoas'ın yardımlarıyla kamu binaları yeniden onarılmıştır.
Erken Hristiyanlık Dönemi ve Aziz Nikolaos
Pınara, Hristiyanlığı oldukça erken bir dönemde benimseyen dini merkezlerden biridir. Kentin dini tarihindeki ağırlığını temsil eden beş episkopos tarihi kayıtlarda yer almaktadır: 359 yılındaki Seleucia Konsili'ne katılan Eustathius, 458’de İmparator I. Leo’a gönderilen mektuba imza atan Heliodorus, 692 yılındaki Trullo Konsili’nde hazır bulunan Zenas, 787’deki İkinci İznik Konsili’ne katılan Theodore ve 879’da Konstantinopolis Sinodu'nda yer alan Athanasius kentin dini önemini kanıtlamaktadır. Ayrıca Pınara, Hristiyan dünyasının en önemli figürlerinden biri olan Myra’lı Aziz Nikolaos’un (Noel Baba) doğum yeridir. Bir dönem parlayan bir yıldız olan kent, MS 8. yüzyıldan sonra önemini yitirmeye başlamış, dokuzuncu yüzyılda yoğunlaşan istila baskıları ve ardı arkası kesilmeyen saldırılar sonucunda nüfusunu tamamen yitirerek tarih sahnesinden çekilmiştir.
Görkemli Mimari Yapılar ve Eşsiz Kaya Mezarları
Pınara Antik Kenti, Likya'da mevcut tüm mezar tiplerini bünyesinde barındıran olağanüstü nekropol alanıyla dikkat çeker. Kente girişte göze çarpan ve kentin karakteristik özelliklerinden olan dikdörtgen kaya mezarları, doğu yüzündeki dik kayalıklar üzerinde yer alır. Sir Charles Fellows tarafından ilk kez tanımlanan bu sarp kayalık, üzerindeki sayısız kaya mezarı nedeniyle adeta benekli bir görünüme sahiptir. Kentin tiyatrosu günümüze oldukça sağlam bir durumda ulaşmış olup, tüm oturma sıraları yerli yerindedir ve sahne binasının önündeki platforma (Proskenyon) doğru eğimli yan kısımları ile pek çok giriş kapısı halen seçilebilmektedir. Ayrıca kentin surları ve bazı binalar, devasa üç taştan oluşan anıtsal kapıların eşlik ettiği Kiklopik (Cyclopean) taş işçiliği ile inşa edilmiştir. Vadide yer alan agora, odeon, konutlar, bazilika ve hamam kalıntıları da kentin bir zamanlar sahip olduğu görkemli yaşamı gözler önüne sermektedir.