Olimpos Antik Kenti (Grekçe: Ὄλυμπος veya Olympus), Antalya'nın batısında yer alan Kumluca ilçesindeki Tahtalı dağının 10 km kuzeyinde konumlanmış tarihi bir Likya yerleşimidir. Antalya şehir merkezine 85,7 km uzaklıkta bulunan bu eşsiz antik kent, günümüzde hem zengin tarihi mirası hem de doğal güzellikleriyle öne çıkmaktadır. Caretta Caretta kaplumbağalarının yavrulama alanı olması sebebiyle sit alanı statüsünde korunmakta olan bölge, genellikle üniversite öğrencileri ve sırt çantalı turistlerin sıklıkla tercih ettiği popüler bir tatil merkezidir. Olimpos Beydağları Millî Parkı sınırları içerisinde yer alan mekan; kendine özgü ağaç evleri, çadır kurmaya elverişli açık alanları ve tarihi Likya Yolu üzerindeki stratejik konumuyla doğaseverler için benzersiz bir seyahat rotası sunmaktadır.

Olimpos'un Köklü Tarihçesi ve İlk Buluntular
Kentin ilk kuruluş tarihi hakkında kesin ve yeterli bir bilgi bulunmamakla birlikte, gerçekleştirilen arkeolojik yüzeysel araştırmalarda elde edilen veriler ışığında ilk yerleşim izlerinin M.Ö. 300 dolaylarında, yani Helenistik Dönem'de başladığı tahmin edilmektedir. Büyük İskender'in fetih seferlerine başladığı yıllarda, kış aylarını Olimpos'a komşu bir liman kenti olan Phaselis'te geçirdiği ve bazı tarihçilere göre Olimpos kentini de ziyaret ettiği bilinmektedir. Olimpos Çayı'nın kuzey ve güney yakasında gelişen kentin iki yakasından limana doğru uzanan taş döşeli yollar, dönemin ticari hareketliliğini gözler önüne sermektedir. Kuzey yakada, çayın denizle birleştiği alanda yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda M.S. 2. yüzyılın sonlarına tarihlenen iki mezar odası bulunmuştur. Tabula ansata (ön yüz yazıtları) üzerindeki belgelere göre bu lahit mezarların Zosimos ve dayısı Eudemos'a ait olduğu tespit edilmiştir. Kentin güney kesimindeki limana yakın konumda yer alan Roma Dönemi hamam kalıntıları ise limanda yaşanan yoğun deniz trafiğini ve çevre limanlar üzerindeki hakimiyeti simgelemektedir. Ayrıca güney yamaçlarda bulunan Bizans Dönemi kilise kompleksi ve sarnıç içerisindeki kök boyasıyla yapılmış gemi grafitisi, Bizans çağında limandaki yaşamı tasvir eden çok önemli birer tarihi vesikadır.

Helenistik ve Roma Dönemlerinde Likya Birliği ve Korsanlık Çağı
Likya'nın bu önemli kentine dair antik dönemden günümüze ulaşan en eski yazılı atıf, ünlü coğrafyacı Strabon'un Geographica adlı eserinde yer almaktadır. Efesli Artemidoros'tan alıntı yapan Strabon, Olympus'u Likya Birliği'nin üç oy hakkına sahip en seçkin üyelerinden biri olarak tanımlamaktadır. Kentin bu prestijli statüsü M.Ö. 2. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam etmiştir. Ancak M.Ö. 1. yüzyıla gelindiğinde şehir, bölgede patlak veren korsanlık faaliyetleriyle anılmaya başlanmıştır. Bu dönemin en dikkat çekici tarihi olayı, ünlü korsan lideri Zeniketes ile Roma İmparatorluğu arasındaki çatışmadır. Likya Birliği donanmasının yetersiz kalması ve Romalı tüccarların ticari çıkarlarının tehdit edilmesi üzerine, Publius Servilius Vatia komutasındaki Roma lejyonları Doğu Likya ve Pamfilya'ya yönelik büyük bir sefer başlatmıştır. Roma güçleri tarafından Olympus yakınlarındaki kalesi kuşatılan Zeniketes, canlı ele geçirilmektense ailesiyle birlikte kendini ateşe vererek intihar etmeyi seçmiştir. Olympus'un düşmesinin ardından Roma hakimiyetine giren topraklar kamu arazisi (ager publicus) ilan edilmiş, kent ise Likya Birliği'nden ihraç edilerek M.S. 1. yüzyıla kadar birliğe yeniden kabul edilmemiştir.

Arkeolojik Bulgular ve Mimari Keşifler
Antik kentte yürütülen epigrafik araştırmalar, düzeltme ve ek niteliğinde olanlar da dahil olmak üzere 50'den fazla tarihi yazıtı gün yüzüne çıkarmıştır. Bu yazıtların neredeyse tamamında kentin yerel sakinlerini tanımlayan Olympenos, Olympene ve Olympenoi etnikonları yer alırken, Korykos isminin geçtiği yalnızca tek bir yazıt bulunabilmiştir. Şehrin Helenistik evresine ışık tutan en erken mimari yapılar, "Güney Şehir" olarak adlandırılan bölgeyi çevreleyen savunma surlarıdır. Çokgen (poligonal) taş örgüsü tekniğiyle inşa edilmiş bu surlar üzerinde gerçekleştirilen kazı çalışmaları, tahkimatların Roma köprüsüyle kesiştiği noktada yoğunlaşmaktadır. Roma İmparatorluk Dönemi'nde inşa edilen ana ulaşım aksı Köprü Caddesi (Bridge Street) boyunca yapılan stratigrafik araştırmalar, sur kapısının bu caddenin inşası sırasında kısmen tahrip edildiğini ortaya koymuştur. Bu stratigrafik veriler, şehir surlarının inşası için en erken tarihi (terminus post quem) M.Ö. 76 yılı olarak belirlemekte ve savunma yapılarının Roma döneminden daha eski bir Helenistik kökene sahip olduğunu kanıtlamaktadır.


Roma İmparatorluğu Döneminde Yükseliş ve Kent Planlaması
M.S. 2. yüzyıla gelindiğinde Olympus, Likya Birliği'nin en yüksek idari makamı olan Likyarklık görevini yürüten Marcus Aurelius Archepolis'in mezar yazıtlarında da görüldüğü üzere birliğin yeniden seçkin bir üyesi haline gelmiştir. Roma yönetimi altında büyük bir imar hamlesi yaşayan şehir, düzenli ve planlı bir kentsel dokuya kavuşmuştur. Kentste uygulanan ızgara plan (hippodamik plan) doğrultusunda cadde ve sokaklar birbirini dik açılarla kesecek şekilde düzenlenmiştir. Vadinin her iki yamacına yayılan kentsel dokunun doğu-batı aksındaki ana arterini Kuzey Liman Caddesi oluştururken, batı nekropolünden tapınak alanına kadar uzanan Nekropol Caddesi bu hatta paralel uzanmaktadır. Kentin kuzey ve güney yakalarını birbirine bağlayan üç kemerli anıtsal köprü ile kesişen Köprü Caddesi, güney yakasındaki geniş bir meydana ve oradan da güney Liman Caddesi'ne ulaşmaktadır. Son dönem araştırmaları; kentin simgesi olan anıtsal hamamlar, tapınak kalıntıları, Köprü Caddesi ve köprü gibi kamu yapılarının mimari ihtişamını ve Roma Dönemi'ndeki kentsel planlama başarısını açıkça gözler önüne sermektedir.
