Yukarı Mezopotamya'nın Tarih Kokan Sınır İlçesi: Nusaybin
Türkiye'nin Mardin iline bağlı olan Nusaybin, Suriye sınırında Kamışlı ile komşu olan düz bir ovada kurulmuş köklü bir ilçedir. Dicle Nehri ile Fırat Nehri arasındaki verimli havzanın, yani tarihi Mezopotamya'nın kuzeyinde yer alan Nusaybin, tarih boyunca Yukarı Mezopotamya'nın en büyük şehri olma unvanını taşımıştır. Stratejik konumu ve içinden geçen Çağ Çağ Deresi ile bölgenin en önemli yerleşimlerinden biridir.
Köklü Tarihi ve Uygarlıklar Geçidi
Nusaybin'in kuruluşu MÖ 4500 yıllarında Subartular dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 3000 yıllarında Sümer kralı Lugazakis tarafından “Nırbo” olarak adlandırılan şehir, Çağ Çağ Deresinin batısında yeniden inşa edilmiştir. Sümer imparatorluğunun yıkılışından (MÖ 2850) sonra bölgede sırasıyla Akadlar, Akad-Sümer imparatorluğu, Babilliler, Mitanniler, Asurlular, Medler, Persler, Seleukoslar, Partlar ve Romalılar hüküm sürmüştür. MS 637 yılına kadar Romalılar ile Sasaniler arasında sıkça el değiştiren kent, bu tarihten itibaren İslam ordularının hakimiyetine girmiştir. Emeviler, Abbasiler, Mervaniler, Eyyubiler, Selçuklu Hanedanı, MS 1258'de Hulagu Han, Karakoyunlular, Artukoğulları ve Akkoyunluların ardından Nusaybin, 1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Tarih boyunca bu topraklarda hüküm süren her uygarlık Nusaybin'e farklı bir isim bırakmıştır. Sümerler döneminde Nırbo, Babilliler döneminde Armis veya Nisibis, Huri-Mitaniler döneminde Nabila, Kenge veya Nas-ü-bina, Asurlular döneminde Meppin-Suba, Romalılar döneminde Antimosya, Süryaniler döneminde Nasibina-Sarbo, Sasaniler döneminde Ahvaz, Araplar döneminde Nasibeyn ve Kürtler döneminde Nisebin adıyla anılan şehir, günümüzde Nusaybin olarak varlığını sürdürmektedir.
Coğrafya ve Sosyal Yapı
Nusaybin, 1.079 km² yüzölçümüne ve deniz seviyesinden ortalama 475 metre yüksekliğe sahiptir. İlçe düz bir alana kurulmuş olup, Çağ Çağ Deresi kentin içinden akarak sınırın diğer tarafındaki Kamışlı'ya ulaşır. Tarih boyunca pek çok farklı devletin ve kültürün etkisi altında kalan Nusaybin, toplumsal olarak zengin bir kültürel çeşitliliğe ev sahipliği yapmıştır. İslamiyet öncesinde ve Roma döneminde yoğun olarak Süryanilerin yaşadığı, aynı zamanda Kürtlere de ev sahipliği yapan bu topraklara İslamiyet'in yayılışıyla birlikte Müslüman Araplar da yerleşmiştir. Günümüzde nüfus yapısı Kürtler, Araplar ve Süryanilerden oluşmaktadır.
Ulaşım Kanalları ve Tarihi İpek Yolu
Nusaybin, tarihi süreçte kervan yollarının üzerinde yer alarak büyük bir nüfuz kazanmıştır. Halk arasında İpek Yolu olarak bilinen E-90 karayolu, ilçenin gelişmesinde ve önemli bir ticaret merkezi olmasında kritik bir rol oynamıştır. Bugün Nusaybin; Mardin il merkezine 56 km, Diyarbakır'a 152 km, Batman'a 139 km ve Şanlıurfa'ya 220 km mesafededir. Havayolu ulaşımı ise ilçeye 55 km uzaklıktaki Mardin Prof. Dr. Aziz Sancar Havalimanı üzerinden sağlanmaktadır.
Demiryolu Mirası ve Hudut İstasyonu
İlçenin en önemli tarihi miraslarından biri de Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen Nusaybin Tren İstasyonu'dur. Alman sermayesi ve mühendisliği ile hayata geçirilen ünlü Bağdat Demiryolu projesinin bir parçası olan istasyon, Chemins du Fer Impérial Ottomans de Bagdad (Osmanlı İmparatorluk Bağdat Demiryolu) şirketi tarafından inşa edilmiş ve 25 Ekim 1918'de hizmete girmiştir. 1921 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı demiryolu hattı boyunca belirlenince, Nusaybin stratejik bir hudut istasyonu konumunu almıştır.