Namrun Kalesi (Ermenice: Lambron, Fransızca: Les Embruns), Türkiye'nin Mersin iline bağlı Çamlıyayla ilçesinde yer alan tarihi bir kale ve arkeolojik sittir. Genel mimari özellikleri daha eski dönemleri işaret ettiği için, Asurluların "İllubru" adını verdiği kale olduğu da söylenmektedir. Deniz seviyesinden 1.290 metre (4.230 fit) rakımda bulunan bu görkemli yapı, Bolkar Dağları'nın güney ucundan çıkıntı yapan doğal bir kireçtaşı kaidesi üzerine kurulmuştur. Yaklaşık 330'a 150 metre boyutlarında olan ve 49.500 metrekarelik zemin alanını kaplayan kale, aşağısındaki vadiye 50 metreden fazla dik bir düşüşe sahiptir. Konumu itibarıyla üç yüksek vadinin kesişim noktasında bulunan Namrun Kalesi, birleşen yolları kontrol altında tutabilen stratejik bir savunma noktasıdır.
Namrun Kalesi'nin Köklü Tarihi
Kalenin bilinen tarihi, Bizans İmparatoru IX. Konstantinos Monomakhos'un Tarsus ve çevresinin hakimiyetini Ablgharib adındaki bir Ermeni soylusuna vermesiyle şekillenmeye başlamıştır. 11. yüzyılın üçüncü çeyreğinde ise Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos, Namrun bölgesinin yönetimini ve gelirlerini Sebastokrator unvanıyla birlikte Hetum oğlu Ōšin'e tımar olarak vermiştir. Ōšin'in kaleyi onarıp güçlendirmesiyle burası, Het'umid Hanedanı'nın neredeyse ele geçirilemez bir askeri üssü haline gelmiştir. 1097 yılında I. Haçlı Seferi sırasında Baudouin, Namrun Kalesi güzergahını kullanarak Tarsus'a ulaşmıştır. Kale, 1171, 1176 ve 1182 yıllarındaki başarısız kuşatmaların ardından, 13. yüzyılın başlarında Ruben Hanedanından Kral I. Levon tarafından, yeğenini Het'umid soylularından biriyle evlendirme hilesiyle ele geçirilmiştir.
İsyanlar ve Egemenlik Değişimleri
Kale, 1240'ların başında Namrun Baronu Constantine'in Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhüsrev'e katılarak Kral I. Het'um'a saldırmasıyla büyük bir isyanın merkezi olmuştur. Bu isyan, Papeřōn Baronu Konstable Smbat'ın karşı saldırısıyla sonlandırılmış, yakalanan Constantine 1250 yılında idam edilmiştir. 1309-1310 yıllarında Kıbrıs'ın Lusignan Kralı II. Henry'nin hapishanesi olarak da kullanılan kale, Memlüklülerin Sultan I. Baybars dönemindeki seferlerinin ardından 1375 yılında tamamen Memlük egemenliğine geçmiştir. Bölgede daha sonra Karamanoğulları ve Osmanlı İmparatorluğu egemenlik kurmuştur. Ayrıca bu tarihi kale, kuzeydoğusunda yer alan Sinap Kalesi ile birlikte 2013 yapımı "Fear Through Eternity" adlı sinema filminde de mekan olarak kullanılmıştır.
Görkemli Mimari ve Savunma Düzeni
Kalenin en kuzeybatı ucunda, yapıyı kireçtaşı çıkıntının geri kalanından ayırmak amacıyla kuru bir hendek oyulmuştur. Kale; güney ve batı kısımlarında küçük, ince bir alt avlu ile yalnızca kaya oyma merdivenler ve dar, dönüşlü bir giriş geçidiyle ulaşılabilen büyük bir üst avlu olmak üzere iki ana bölüme ayrılmaktadır. Üst avlunun güney ve doğu kısımlarında temelleri doğrudan kayaya oyulmuş çok sayıda yıkılmış bina kalıntısı bulunurken, kuzey ucunda özenle kesilmiş kesme taş işçiliğiyle inşa edilmiş altı adet tonozlu oda yer almaktadır. Bu odalardan ikisi mazgallı delikler ve top yuvaları ile donatılmıştır. Kalenin güneybatı kesiminde, alt avlunun altında yer alan ve kazılarla ortaya çıkarılan küçük bir Orta Çağ hamamı bulunmaktadır. Toplamda 5 bölümden oluşan bu hamamın altında ısıtma sistemi olarak hipokaust (tabandan ısıtma) kullanılmıştır.