Myrina Antik Kenti Tarihi ve Coğrafi Konumu
Myrina (Grekçe: Μυρίνα) veya Mirina, İzmir ilinin Aliağa ilçesi yakınlarında, Çaltılıdere bölgesinde yer alan tarihi bir antik Aiolis kentidir. Antik adı Pytikos ya da Titnaios olan ve günümüzde Çandarlı Körfezi'ne dökülen Güzelhisar Çayı'nın ağzında konumlanmıştır. Tarihçi Herodotos'un kayıtlarına göre, bir diğer antik yerleşim yeri olan Gryneion'un 40 stadia güneyinde yer alır. Tarihte 12 büyük Aiol kentinden biri olarak anılan Myrina'nın, efsanelere göre adını bir Amazon Kraliçesi olan Myrina'dan aldığı kabul edilmektedir.
Tarihsel Gelişim ve Dönemler
Myrina, tarihsel süreçte önemli jeopolitik gelişmelere sahne olmuştur. Pers Kralı II. Artaserhas, kendi şehri Eretria'dan sürgün edilen ve Pers çıkarlarını destekleyen Eretrialı Gongylus'a Gryneion ve Myrina kentlerini vermiştir. Pers yanlısı bir Yunan sürgüne bu iki kentin verilmesi, Pers imparatorluğunun ele geçirdiği topraklarda sadık yerel yöneticiler atama stratejisini doğrudan yansıtmaktadır. Çok büyük bir yüz ölçümüne sahip olmamakla birlikte askeri ve ticari açıdan oldukça güçlü bir yer olan Myrina, aynı zamanda elverişli ve korunaklı bir limana sahipti. Tarihçi Yaşlı Plinius, kentin istiridyelerinin antik dünyada meşhur olduğunu ve kentin Sebastopolis lakabını taşıdığını belirtmektedir. Syncellus'a göre ise kent, Smyrna olarak da adlandırılmıştır.
Krallıklar ve Roma İmparatorluğu Yönetimi
Tarihsel bir yazıta göre Myrina, M.Ö. 3. yüzyılda Attalos Krallığı'nın bir parçası haline gelmiştir. Bir dönem Makedon Kralı V. Filippos tarafından işgal edilen kent, Romalıların araya girmesiyle V. Filippos'un burayı boşaltması sağlanarak özgür bir kent ilan edilmiştir. Roma yönetimi altında Asia Prima adlı Roma eyaletinin bir parçası olan Myrina, tarihi boyunca iki kez çok şiddetli deprem felaketinden büyük zarar görmüştür. İlk olarak Roma İmparatoru Tiberius döneminde, MS 17 yılında yaşanan Lidya depreminde uğradığı ağır kayıplar nedeniyle kente vergi muafiyeti tanınmıştır. İkinci büyük deprem felaketi ise MS 106 yılında İmparator Trajan döneminde gerçekleşmiştir. Her iki afetin ardından da kent tamamen restore edilmiş ve sonraki dönemlere kadar varlığını başarılı bir şekilde sürdürmüştür.
Myrina, MS 6. yüzyıl Bizans şairi ve tarihçisi Agathias'ın doğum yeridir. Antik dönemde kendi sikkelerini basan kent, MS 20 yılı civarında gelecekteki imparator Claudius'un oğlu Claudius Drusus ile Praetorian Muhafız komutanı Sejanus'un kızının nişan törenini kutlamak amacıyla da özel bir sikke bastırmıştır.
Arkeolojik Buluntular ve Kazı Geçmişi
Myrina Antik Kenti, coğrafi olarak "Beriki Tepe" ve "Öteki Tepe" adı verilen iki yükselti üzerine kurulmuştur. Kentin Akropolis'i Beriki Tepe üzerinde konumlanmıştır. İyi bir limana sahip olmasına rağmen tarihine ilişkin sınırlı bilgi bulunmaktadır; bunun en büyük nedenlerinden biri, antik Pythicos Nehri'nin ( Güzelhisar Çayı veya Koca Çay) taşıdığı alüvyonların zamanla kentin antik limanını tamamen örtmüş olmasıdır. Kentte 1880-1882 yılları arasında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, M.Ö. son iki yüzyıla tarihlenen yaklaşık dört bin antik mezar gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu mezarlarda çocuk oyuncakları, Yunan panteonunun tanrılarını temsil eden sayısız nesne ve dönemin ünlü sanat eserlerinin kopyaları bulunmuştur. Bu buluntuların büyük bir kısmı günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Paris'teki Louvre Müzesi bünyesinde sergilenmektedir. Ayrıca arkeolog Dorothy Burr Thompson, Boston Güzel Sanatlar Müzesi'ndeki Myrina kökenli 117 Helenistik pişmiş toprak figürin üzerinde kapsamlı bir çalışma yapmıştır.
Piskoposluk Tarihi ve Kilise Teşkilatı
Roma idaresi altındayken piskoposluğu, başkent Efes Metropol piskoposluğuna bağlı yardımcı bir suffragan piskoposluk olarak yapılandırılan Myrina'nın bilinen bazı piskoposlarının isimleri ve görev yılları şu şekildedir: MS 431'de Dorotheus, MS 451'de Proterius, MS 553'te John ve MS 787'de Cosmas. Kent, 14. yüzyılda hâlâ aktif bir yerleşim piskoposluğu olarak varlığını sürdürmüş olsa da daha sonra lağvedilmiştir. Günümüzde Katolik Kilisesi'nin unvanlı piskoposluklar listesinde yer almakta ve sembolik olarak 18. yüzyılda yeniden ihya edilmiş bulunmaktadır.