Bolu il merkezine 52 km uzaklıkta yer alan Mudurnu, eski Türk evleri, özgün kentsel dokusu ve köklü kültürel peyzajı ile öne çıkan tarihi bir Osmanlı kasabasıdır. Tarihi İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olarak gelişen bu benzersiz yerleşim, bünyesinde barındırdığı 207 konut, 20 dini kültürel yapı, 2 askeri yapı, 2 doğal anıt, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 231 adet yüksek mimari değerli yapısı sayesinde "Kentsel Sit Alanı" ilan edilmiştir. Zengin kültürel mirası ve geleneksel yaşam biçimini koruma kararlılığıyla 2018 yılında Cittaslow (Sakin Şehir) ağına katılan Mudurnu, "Mudurnu Tarihi Ahi Kenti" adıyla 2014 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde de yer almaktadır. İlçede 700 yıldır aralıksız sürdürülen Ahi Duası (Esnaf Duası) geleneği, nesilden nesile aktarılan en önemli kültürel değerlerdendir.
Zengin Tarihçe ve Kuruluş Öyküsü
Antik dönemde Modrene veya Modra adlarıyla anılan Mudurnu'nun yerleşim izlerinin 4000 yıl öncesine kadar uzandığı düşünülmektedir. Modra isminin, Luwi dilinde "ana tanrıçanın kocası" anlamına gelen bir kelimeden türediği tahmin edilmektedir. Selçuklular döneminde ilk Türk yerleşimlerinin başladığı bölge, daha sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun çekirdeğini oluşturan topraklara dahil olmuştur. Osman Bey döneminde Samsa Çavuş ve Köse Mihal'in rehberliğindeki akınlarla Osmanlı Beyliği'ne katılan Mudurnu, tarih boyunca önemli şahsiyetler yetiştirmiştir. Osmanlı Devleti'nin ilk düzenli ordusu olan "Yaya Örgütü"nü ve ilk Maliye Hazine teşkilatını kuran ilk vezir Çandarlı Kara Halil Paşa (Halil Hayrettin Paşa) bu topraklarda yetişmiştir. Fetret Devri'nde güvenli bir sığınak olarak Şehzade Mehmet Çelebi ve Emir Süleyman'ı ağırlayan ilçe, Milli Mücadele yıllarında da "Mudurnu Redd-i İlhak" ve "Mudurnu Müdafa-i Hukuk" cemiyetleri ile Kuva-i Milliye saflarında kahramanca bir direniş göstermiştir.
Görülmeye Değer Tarihi Yapılar ve Mimari Miras
Mudurnu sokaklarında dolaşırken Osmanlı döneminin ve Türk sivil mimarisinin en seçkin örnekleriyle karşılaşmak mümkündür. İlçenin en meşhur yapıları arasında şunlar yer alır:
Yıldırım Bayezid Camii ve Hamamı
Padişah I. Murat'ın oğlu Yıldırım Beyazıt'ın Bolu şehzadeliği döneminde M. 1374 yılında inşa ettirdiği Yıldırım Bayezid Camii, erken dönem Osmanlı mimarisinin en görkemli örneklerindendir. Caminin hemen karşısında bulunan tarihi Yıldırım Bayezid Hamamı ise Yıldırım Bayezid tarafından Ömer bin İbrahim'e yaptırılmıştır ve altı yüz yılı aşkın süredir ayakta durmaktadır.
Kanuni Sultan Süleyman Camii
1546 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan cami, ahşap tavanı ve taş duvarlarıyla dikkat çekmektedir. Halk arasındaki bir söylenceye göre padişah, camiyi istediği büyüklükte bulmadığı için kapısına kilit vurdurmuş ve ibadethane ancak vefatından 50 yıl sonra açılabilmiştir.
Tarihi Saat Kulesi
1890-1891 yıllarında ahşap olarak inşa edilen 12 metre yüksekliğindeki Saat Kulesi, 1900 yılında büyük bir yangın atlatmıştır. Günümüzde de aktif olarak çalışan kule, Mudurnu halkına ve ziyaretçilerine her saat başı zamanı hatırlatmaya devam etmektedir.
Orhan Bey ve Samsa Çavuş Camileri
İnşa ediliş tarihi tam olarak bilinmeyen tarihi Orhan Bey Camii ve Güveytepe Köyü yakınlarında bulunan bir Cuma mescidi niteliğindeki Samsa Çavuş Camii, ilçenin diğer önemli dini yapıları arasındadır.
Mudurnu Konakları
Türk sivil mimarisinin zarafetini yansıtan konaklar arasında Armutçular Konağı ve Keyvanlar Konağı öne çıkmaktadır. Ayrıca ilçede Hacı Abdullahlar, Fuat Beyler, Keyvanlar, Yarışkaşı, Hacı Şakirler, Karataş ve Tekkeliler olmak üzere tescilli 7 büyük konak yer almaktadır. Bu konakların bazılarında oda kiralayarak konaklamak mümkündür.
Doğal Güzellikler ve Şifa Kaynakları
Mudurnu sadece tarihiyle değil, çevresindeki eşsiz doğa harikalarıyla da büyüleyicidir. İlçe merkezine 18 km mesafedeki, Abant ve Mudurnu sıradağları arasındaki oval bir çukurlukta yer alan ünlü Abant Gölü, doğa severlerin vazgeçilmez rotasıdır. Mudurnu-Akyazı yoluna 9 km mesafede, üç tarafı dik yamaçlarla ve yeşilliklerle çevrili Sülüklügöl ile Karamurat Gölü diğer önemli sulak alanlardır. İlçeyi kuş bakışı izleme imkanı sunan Şeyh-ül Ümran Tepesi, her yıl temmuz ayının ilk haftasında düzenlenen Şeyh-ül İmran Bayramı'na ev sahipliği yapar. Şifa arayanlar için ise metabolizma hastalıklarına iyi gelen Babas Kaplıcası (5 km mesafede) ile sülfatlı ve sıcak suyuyla bilinen Sarot Kaplıcası (30 km kuzeybatıda, Taşkesti - Ilıca Köyü hudutlarında) önemli termal merkezlerdir.
Yöresel Kültür, El Sanatları ve Mutfak
Mudurnu, geleneksel yaşam tarzını canlı tutan sıcak insan ilişkileriyle bilinir. Birikme geceleri, kına geceleri, hacet bayramları, damat ve gelin hamamları ilçenin yaşayan geleneklerindendir. Kadınların el emeği göz nuru olan iğne oyası ile Demirciler Çarşısı'nda geçmişin zanaatını yaşatan esnafların el işleri ilçenin önemli gelir kaynaklarındandır. Mutfak kültüründe ise kendine has lezzetiyle bilinen Mudurnu böreği, keş, Mudurnu baklavası ve Türkiye ile dünya çapında ün kazanmış olan Mudurnu Saray Helvaları (pişmaniye) mutlaka tadılması gereken yöresel lezzetlerin başında gelmektedir.