Yukarı Mezopotamya'nın Tarihi Mirası: Mor Yakup Kilisesi
Mardin'in Nusaybin ilçesinde yer alan Mor Yakup Kilisesi (Süryanice: ܥܕܬܐ ܕܡܪܝ ܝܥܩܘܒ ܕܨܝܒܝܢ Idto d-Mor Ya'qub d-Nsibin), Hristiyanlık inancının Ortodoks mezhebine ait ve Yukarı Mezopotamya'nın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilen son derece tarihi bir yapıdır. Yapı, Nusaybin piskoposu olarak görev yapan Mor Yakup tarafından yaptırılmış olup, içerisinde Mor Yakup'un kendi türbesini de barındırmaktadır. Kilise, sahip olduğu tarihi ve kültürel değer dolayısıyla 2014 yılında hemen yanında bulunan Zeynel Abidin Camii ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilmiştir.
İnşa Süreci ve Mimari Detaylar
Metropolit Mor Yakup'un Episkoposluk mertebesine yükselmesiyle birlikte, dua ettiği kilisenin küçük olduğunu düşünerek yeni bir kilise inşa etmek istemesiyle başlayan bu süreç, MS 313 ile 320 yılları arasında yedi yılda tamamlanmıştır. İnanışa göre, kilisenin inşaatına bir melek de yardım etmiştir. Vaftizhane olarak inşa edilen güney kilisesi bölümü, mimari açıdan son derece özel bir tasarıma sahiptir. Bu bölümde, Mor Yakup'un tabutunun saklandığı yere girip çıkan ziyaretçiler için özel olarak düşünülmüş çift merdivenli bir geçiş alanı yer almaktadır.
Tarihi Nusaybin Okulu ve Bilimsel Çalışmalar
Episkopos Mor Yakup ile onun öğrencisi Efraim, Hristiyanlığın konsil toplantılarına katıldıktan sonra Nusaybin'e dönmüş ve burada ünlü Nusaybin Okulu'nun yapımına başlamışlardır. Zerdüştlerden kalan tarihi bir tapınağın temelleri üzerine kurulan bu eğitim merkezi MS 326 yılında açılmış ve Efraim tarafından tam 38 yıl boyunca yönetilmiştir. Nusaybin'in o dönemde ne kadar ileri düzeyde bir eğitim merkezi olduğunu gösteren bu okulda felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk eğitimleri verilmiş; ayrıca Grekçeden çok sayıda yazma eser Süryaniceye çevrilmiştir.
Tarihsel Dönüşümler ve Önemi
Nusaybin Okulu, Sasanilerin MS 363 yılında Nusaybin'i ele geçirmesine kadar bölgedeki büyük önemini korumuştur. Bu tarihten sonra okulun öğretim kadroları dağılmış ve öğretime Suriye sınırları içerisinde devam edilmiştir. Sonraki yıllarda Bizanslıların Nasturiler üzerinde baskı kurması üzerine, Urfa'da bulunan Edessa Okulu da Nusaybin'e nakledilmiş ve burası Nasturilerin dini merkezi haline gelmiştir. İnanç ile bilimi asırlar boyu harmanlayan bu kıymetli manastır yapısı, 19. yüzyıla kadar aktif olarak işlevini sürdürmeyi başarmıştır.