Mnara Antik Kenti'nin Tarihi ve Coğrafi Konumu
Mnara (veya diğer adıyla Marmara), antik Likya bölgesinde Helenistik Dönem'de kurulmuş, Roma ve erken Bizans dönemlerinde iskan görmüş önemli bir yerleşimdir. Antalya'nın Kemer ilçesi sınırları içinde yer alan Ovacık köyünün doğusunda, yaklaşık 1400 metre rakımlı Kavak Dağı’nın zirvesinde yer almaktadır. Bey Dağları grubu içerisinde bulunan bu yerleşim, sarp doğal yapısı sayesinde surlarla tahkim edilme gereksinimi duymadan kendini koruyabilmiştir. Stratejik konumu, Doğu Likya'nın geniş bir kısmını gözetleme imkanı sunarken, Side'ye kadar uzanan tüm Antalya Körfezi'nin çıplak gözle izlenmesine olanak tanımaktadır.
Büyük İskender Dönemi ve Siyasi Gelişmeler
Antik kaynaklar, kış mevsimini komşu kent Faselis'te (Phaselis) geçiren Büyük İskender'in Mnara'yı zapt ettiğini kaydetmektedir. Bu askeri müdahalenin gerekçesi, Mnara halkının Phaselis'in tarımsal mahsullerini yağmalayarak zarar vermesidir. Şehrin savaşçıları oldukça yetenekli, kaleleri ise ele geçirilemez sarp konumlarda olmasına rağmen, istila sonrasında yerleşim Faselis topraklarının bir parçası haline gelmiştir. Bu gelişmeyle birlikte Marmara ve Faselis arasında bir sympoliteia (ortak vatandaşlık veya birleşik site devleti) ilişkisi tesis edilmiştir. Ancak Helenistik Dönem boyunca yerleşimin siyasi statüsü zaman zaman farklılık göstermiş ve bağımsız bir Polis (şehir devleti) olarak da varlığını sürdürmüştür.
Kentteki Arkeolojik Kalıntılar ve Artemis Tapınağı
Sarp ve erişilemez bir kaya akropolisi üzerine kurulu olan Mnara'da herhangi bir şehir duvarına rastlanmamıştır. Tıpkı Arikanda kentinde olduğu gibi, burada da sadece hem denize hem de vadiye hakim konumda tek bir kule kalıntısı yer almaktadır. Kentteki en önemli kalıntılardan biri, Artemis'e adandığı düşünülen tapınaktır. Tapınak kalıntıları arasında pençeli veya toynaklı hayvan kabartmaları ile erkek/tanrı figürlerine ait heykel parçaları bulunmuştur. 2007 yılında Rhodiapolis'te ortaya çıkarılan bir ev sunağında yer alan ifadeler de bu tapınağın Mnara Artemis'ine adandığını doğrulamaktadır.
Meclis Binası, Agora ve Diğer Yapılar
Kentin en yüksek noktasında, Kemer'e ve Pamfilya Denizi'ne (Mare Pamfilium) hakim bir konumda küçük bir bouleuterion (meclis binası) yer almaktadır. Dikdörtgen planlı bu yapının on bir sıra oturma yeri bulunmakta ve ön cephesindeki güçlü teras duvarı muhteşem bir manzaraya bakmaktadır. Kayalık yamaçlarda binaların kalıntıları ve açıkça görülebilen bir agora (pazar yeri) uzanmaktadır. Daha aşağı kısımlarda ise dikdörtgen taş bloklardan inşa edilmiş, büyük bir kapı açıklığı ile üç penceresi bulunan geniş bir Helenistik yapı ve hemen yanında büyük bir sarnıç yer alır. Sarnıcın ağzında, fazla suyu boşa harcamamak adına geri göndermek için kullanılan taş bir oluk sistemi dikkat çekmektedir. Yapılan kazılar ve araştırmalar, kentin Erken Bizans Dönemi'nde küçüldüğünü ve nihayetinde 8. yüzyılda tamamen terk edildiğini göstermektedir.