Aksaray ili topraklarında yer alan ve doğa harikası Ihlara Vadisi'ni oluşturan Melendiz Çayı (diğer adıyla Uluırmak), bölgenin hem coğrafi yapısı hem de doğal ekosistemi açısından büyük önem taşıyan bir akarsudur. Antik çağlarda Potamus Kapadukus (Kappadokya Irmağı) olarak adlandırılan bu tarihi nehir, Melendiz Dağı'ndan doğarak Ihlara Vadisi'nden ve Aksaray şehir merkezinden geçer ve nihayetinde Tuz Gölü'ne dökülür.
Melendiz Çayı'nın Coğrafi Özellikleri ve Havzası
Melendiz Dağı'nın eteklerinden fışkıran kaynakların ve derelerin birleşmesiyle meydana gelen Melendiz Çayı, toplamda 60 km uzunluğa sahiptir. Akarsuyun su toplama havzası 565,2 km² genişliğinde olup, Selime Köyü civarındaki yıllık ortalama akımı 72,99 hm³ olarak ölçülmüştür. Konya kapalı havzasında bulunması nedeniyle suları denize ulaşmayan kapalı havzalı bir akarsu niteliğindedir. Havzasındaki tüflü ve geçirgen arazi yapısı sebebiyle, düşen yağışların çoğunluğunun akışa geçmediği gözlemlenmektedir.
Akarsuyu Besleyen Kollar ve Mamasın Barajı
Melendiz Çayı, akış güzergahı boyunca birçok dere ve çay ile beslenir. Bu kollar; Yağlıdere, Göğüs Dere, Sekiler Dere, Kükürt Dere, Asmasız Çayı, Pazar Dere, Güvercinlik Dere, Akpınar Dere ve Çardak Çayı olarak sıralanır. Ayrıca Ihlara Vadisi boyunca yüzeye çıkan sıcak ve soğuk su kaynakları da çayın sularına karışmaktadır. Melendiz Çayı üzerinde tarımsal sulama amaçlı inşa edilen kaya dolgu gövdeli Mamasın Barajı yer almaktadır. Nehir; Peçenek Çayı, İnsuyu, Karasu ve Kırkdelik Çayı ile birlikte Tuz Gölü'nü besleyen en önemli su kaynaklarındandır.
Akım Rejimi ve Endemik Canlı Hayatı
Melendiz Çayı'nın akımı yaz aylarında azalırken, ilkbahar yağmurlarıyla birlikte artış gösterir. Ancak yeraltı kaynaklarından sürekli beslendiği için yaz mevsiminde tamamen kurumaz. Akış katsayısı 0,141 olan akarsu, çok özel bir canlı türünün yaşam alanıdır. Melendiz Çayı'na endemik bir balık türü olan Kapadokya tatlı su kefali (Squalius cappadocicus) bu sularda yaşamaktadır. Özel olarak avlanması hedeflenen bir tür olmadığından üzerinde herhangi bir avcılık baskısı olmamakla birlikte, yaz aylarında tarımsal ve kentsel kullanım sebebiyle suların azalması bu endemik tür üzerindeki en büyük tehdidi oluşturmaktadır.