Tunç Çağı'ndan Günümüze Ulaşan Tarihî Miras: Mazgirt
Tunceli'nin güney kesiminde konumlanan ve tarihi Tunç Çağı'na kadar uzanan Mazgirt, kadim uygarlıkların izlerini taşıyan son derece köklü bir yerleşim yeridir. Munzur Dağları'nın uzantısı olan Kert Dağları'nın üzerinde, Mazgirt Kalesi'nin eteğinde kurulu olan bu tarihi ilçe, deniz seviyesinden ortalama 1411 metre yükseklikte yer almaktadır. Halk dilinde "Mezingirt" olarak anılan ilçenin ismi, Ermenicede "büyükhisar" anlamına gelen Medzgerd kelimesinden ve Urartularda şehir anlamına gelen Gert kökünden türetilmiştir. MÖ 9. yüzyılda yöreye hâkim olan Urartular tarafından verildiği tahmin edilen bu isim, ilçenin tarihsel kimliğinin en önemli nişanelerinden biridir.
Uygarlıkların Geçiş Noktası ve Tarihî Kronolojisi
Mazgirt coğrafi konumu sebebiyle tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bölge sırasıyla MÖ 2200'lerde Hurriler'in, MÖ 1375-1335 yıllarında Hititler'in ve MÖ 9. yüzyılda Harput yöresine hâkim olan Urartular'ın egemenliğine girmiştir. Urartuların ardından Medler (MÖ 560'lar) ve Persler (MÖ 550'ler) bölgeye hâkim olmuş, Perslerin İskender karşısında aldığı yenilgilerle Makedonya egemenliği başlamıştır. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasının ardından Bizans sınırlarında kalan yöre; Sasaniler, Bizanslılar ve Araplar arasında 1071 yılına dek sürekli el değiştirmiştir. 1115'te Artukoğulları, ardından Mengüçler ve 1228'de Anadolu Selçuklu Devleti egemenliğine giren Mazgirt, Otlukbeli ve Çaldıran savaşlarının ardından Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarına dâhil olmuştur. Bu zengin kronoloji, ilçenin her bir köşesinde benzersiz bir tarihî miras bırakmıştır.
Keşfedilmeyi Bekleyen Tarihî Yapılar ve Kültürel Değerler
Mazgirt, tarih ve kültür meraklıları için adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Urartular dönemine ait olan ve ilçeye adını veren heybetli Mazgirt Kalesi ile Selçuklu denetiminde kalan Bağın Kalesi, dönemin mimari ve askeri dehasını gözler önüne sermektedir. Bunların yanı sıra ilçede yer alan Elti Hatun Türbesi, Elti Hatun Camisi, Çoban Baba Türbesi ve Kale Köyü Kalesi görülmeye değer en önemli tarihî eserler arasında yer alır. İlçenin Darıkent (Muhundu) köyünde bulunan şifalı kaplıca ise her yıl özellikle yaz aylarında sağlık turizmi amacıyla çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Munzur Doğa ve Turizm Festivali kapsamında düzenlenen çeşitli sanat ve müzik etkinlikleri, yörenin kültürel canlılığını modern zamanlara taşımaktadır.
Doğal Sınırlar ve Eşsiz Coğrafi Yapı
Doğu Anadolu Bölgesi'nin bu özel köşesi, doğusunda Peri Suyu (Karakoçan ilçesi), batısında Munzur Suyu (Merkez ilçe), kuzeyinde Nazımiye ve güneyinde Keban Baraj Gölü ile çevrelenmiştir. İlçede ova bulunmamakla birlikte, Keban Baraj Gölü'nün Göktepe ve Akpazar çevresindeki köy arazilerini kısmen kaplamasıyla oluşan verimli alanlar yörenin en bereketli topraklarını teşkil eder. Mazgirt Dağları'nın yanı sıra kuzeydeki Simdantaş (Kırklar) tepesi, Yeşil Baba ve Gögerik tepeleri ilçenin coğrafi karakterini belirleyen başlıca yükseltilerdir. Tarım ve hayvancılıkla geçinen yöre halkı, bu engebeli ama bir o kadar da cömert coğrafyada buğday, arpa, fasulye, fiğ, şeker pancarı, soğan, patates, nohut ve mercimek yetiştirmekte, Akpazar beldesinde ise geleneksel çanak-çömlekçilik zanaatını yaşatmaktadır.