Karya ve Lidya'nın Kesişim Noktası: Mastaura
Mastaura Antik Kenti, Aydın ilinin Nazilli ilçesine bağlı Bozyurt köyü sınırları içerisinde yer alan tarihi bir yerleşim yeridir. Karya ve Lidya bölgelerinin kesiştiği bir noktada bulunması sebebiyle her iki kültürün de izlerini taşımaktadır. Menderes Nehri'nin kuzeyinde ve Nysa Antik Kenti'nin yaklaşık 18 kilometre doğusunda konumlanan yerleşimin ortasından Mastaura (Krizoroas) deresi geçmektedir. Hellen dilinde "Altın Kılıçlı Dere" anlamına gelen bu akarsu, Luwi dilinde ise "Ana Tanrıçanın Ulu Akarsuyu" anlamına gelen Mastaura kelimesine ilham kaynağı olmuştur.
Tarihçe ve Piskoposluk Dönemi
Kentin oldukça eski bir tarihe sahip olduğu bilinmektedir. Bazı tarihi kaynaklar, kasabanın başlangıçta Lidya Krallığı'na ait olduğunu belirtir. İlk çağ yazarlarından Plinius, Hierokles ve Bizanslı Stephanos'un eserlerinde adı geçen antik yerleşim, Roma İmparatorluğu döneminde eyalet başkenti Efes'e bağlı bir kasaba olarak varlığını sürdürmüştür. Hıristiyanlık döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olan Mastaura, Ephesos ve Khalkedon konsillerine katılmıştır.
Roma Hamamı ve Arkeolojik Keşifler
İngiliz gezgin William John Hamilton 1836 yılında bölgeyi ziyaret etmiş, ardından araştırmacı Texier ve Walther von Diest gibi isimlerin çalışmalarıyla devam etmiştir. Kent merkezindeki kamu yapılarının olduğu bölgede yer alan Roma Hamamı, Mastavra Deresi'nin batısındaki eğimli arazide teraslanmış bir alana oturmaktadır. Roma İmparatorluk Dönemi'nde inşa edilen iki katlı gösterişli yapının alt katı toprak altında sağlamlığını korurken, üst katına ait üç kemerli pencere açıklıkları heybetli bir şekilde günümüze kadar ulaşmıştır. Yapının çevresi 2021 yılında temizlenerek açığa çıkarılmıştır.
Mastaura Amfitiyatrosu
Mastaura'nın en önemli arkeolojik buluntularından biri olan Amfitiyatro, 2020 yılında hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri aracılığıyla tespit edilmiş ve ardından kamulaştırılarak kazı çalışmalarına başlanmıştır. Yaklaşık 100x80 metre ölçülerinde elips plana sahip olan bu devasa yapının, 3. yüzyılın başlarında Roma İmparatorluk Dönemi'nde inşa edildiği belirlenmiştir. Yaklaşık 15 metre yükseklikteki duvarları ve 15.000 ila 20.000 seyirci kapasitesiyle dövüşlerin yapıldığı bir arena olduğu tahmin edilmektedir. Nekropol (mezarlık) kalıntıları da kentte yer alan ve ilk dikkati çeken alanlardandır.