Malkara'nın Tarihi Kökenleri ve Kuruluş Efsaneleri
Tekirdağ'ın toprak alanı en geniş ilçesi olan Malkara, köklü geçmişi ve adıyla ilgili antik efsaneleriyle öne çıkmaktadır. Pers Kralı I. Serhas döneminde, Yunan şehirleriyle yapılan Pers Savaşları sırasında bölgedeki Gürgen Bayırı mevkisinde bir kalenin inşa edildiği söylenir. Kalenin çevresinde çok sayıda yılan bulunması nedeniyle, Farsçada yılan anlamına gelen "mar" ve in/mağara anlamına gelen "gar" kelimelerinin birleşimiyle bu yapıya "Margar" veya "Margaar" adı verilmiştir. Dolayısıyla Malkara sözcüğünün, günümüze uzanan süreçte "yılanlı mağara" veya "yılanlı kale" anlamına gelen bu kökenden türediği düşünülmektedir.
Bir diğer kuruluş efsanesine göre, Makedonya Kralı Büyük İskender, Trakya'da otuz yıldan fazla hüküm süren Persleri bölgeden uzaklaştırınca, yedek güçlerin başına Sazan, Malgar ve Kumardar isimli üç komutanını bırakmıştır. Bu komutanlardan Malgar, Gürgen Bayırı'ndaki kalenin benzerini bugünkü Malkara'nın batısında yeniden inşa etmiştir. Kumardar ve Sazan ise kendi adlarıyla anılan kaleler (Kumardaş Tepe ve Sazan çiftliği mevkisi) kurmuşlardır. Romalılar ve Bizanslılar döneminde de savunma amacıyla kullanılan bu yapılar, bölgenin antik dönemdeki askeri ve coğrafi önemini yansıtmaktadır.
Osmanlı Dönemi ve Akıncılar Merkezi Olarak Yükselişi
İstanbul'un Türkler tarafından fethinin ardından Malkara, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkan seferlerinde son derece önemli bir üs haline gelmiştir. II. Mehmed (Fatih) döneminde ilçe, daha sonraları Evlad-ı Fatihan olarak anılacak akıncı birliklerinin ana merkezlerinden biri olmuştur. Paşayiğit'in soyundan gelen Turhan Bey, gerçekleştirdiği imar faaliyetleriyle Malkara'nın büyük bir gelişim göstermesini sağlamıştır. Akıncı birliklerinin lojistik ve askeri ihtiyaçlarının karşılandığı bu dönemde kurulan Boyacılar, Ensericiler, Ekmekçiler ve Yaylagöne gibi yerleşimler, günümüzde de bu tarihi üretim faaliyetlerinin izlerini taşımaktadır.
Fatih dönemi akıncı beylerinden Turhan Bey'in oğulları Ahmet ve Ömer Bey, Malkara tarihinde derin izler bırakmıştır. Atina Fatihi Ahmet Bey burada vefat etmiş; kardeşi Ömer Bey ise 1465'te Venedik yakınlarındaki İzanco ırmağına ve 1470'lerde Romanya Ploiești'ye uzanan akınlarıyla tanınmıştır. 1473 Otlukbeli Savaşı'na katılan ve uzun Hasan'ı kovalarken İran içlerinde esir düşen Ömer Bey, Fatih Sultan Mehmed'in birçok İranlı esiri takas etmesiyle geri alınmış ve 1488 yılında Malkara'da vefat etmiştir. Ömer Bey'in türbesi, klasik Osmanlı mimarisinin günümüze ulaşan en sağlam örneklerinden biri olan ve kendi adını taşıyan caminin avlusunda yer almaktadır. III. Selim zamanında ise Nizam-ı Cedid reformlarına karşı çıkan Yeniçerilerin Ballı köyünde başlattığı ayaklanma da bu bölgede bastırılmıştır.
Savaşlar, İşgaller ve Cumhuriyet Dönemi
Malkara, tarihi boyunca pek çok savaş, işgal ve göç dalgasına sahne olmuştur. İlk olarak 1828 Osmanlı-Rus Savaşı'nda işgal edilen ilçe, 1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında da yoğun göçe maruz kalmıştır. Malkara, en acı günlerini ise Balkan Savaşı sırasında yaşamıştır. 9 Kasım 1912'de başlayan Bulgar işgali sırasında şehir yağmalanmış, yakılıp yıkılmış ve yerel Bulgarlar ile Rumların da işbirliğiyle 500'den fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Şehit olanların anısına günümüzde Şehitlik mevkisinde bir anıt yükselmektedir. 8,5 ay süren bu karanlık dönem, 14 Temmuz 1913'te Mustafa ve Enver Paşa birliklerinin şehri kurtarmasıyla son bulmuştur. Son olarak I. Dünya Savaşı ardından 20 Temmuz 1920'de Yunanlar tarafından işgal edilen ilçe, 11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkesi uyarınca 14 Kasım 1922 tarihinde nihai özgürlüğüne kavuşmuştur.
Coğrafi Yapısı, Barajları ve Doğal Yaşamı
Malkara toprakları, derin vadiler ve yüksek dağlar barındırmayan, aşınmış tepelerden oluşan yarı ova niteliğinde bir plato görünümündedir. İlçeye 25 km mesafede uzanan Tekir Dağları'nın en önemli yükseltisi Ganos Dağı'dır. Büyük akarsuları bulunmayan ilçede, tarımsal sulama amacıyla inşa edilmiş olan Karaiğdemir ve Kadıköy barajları ile Yaylagöne, Vakıfidemir, Yenidibek (Pişman), Doluköy, Küçükhıdır, Karacagür ve Sırtbey göletleri yer alır. Bu yapay göller sayesinde sulanabilir arazi miktarı 28.360 dekara ulaşmıştır. Coğrafi olarak sert bir kara iklimine sahip olan ilçede kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir.