Niğde ilinin Ulukışla ilçesindeki Hasangazi köyü yakınlarında yer alan Lulua Kalesi (Bizans kaynaklarında Loulon, Arap kaynaklarında Lulua veya Hisnü'l-Sakalibe), Kilikya Kapıları'nın kuzey çıkışını kontrol eden stratejik bir tepe kalesidir. Kalenin konumu hakkında İskoç bilgin W. M. Ramsay, Çakit vadisindeki Porsuk köyünün batısında bulunan 300 metre yüksekliğindeki tepeyi işaret etmiştir. Ancak modern araştırmacılar, kaleyi Porsuk'un yaklaşık 13 km kuzeyinde, Çanakçı ve Gedelli köyleri arasında yer alan 2.100 metre yüksekliğindeki kayalık tepeyle tanımlar. Bu tepede 9.-12. yüzyıllara tarihlenen 40 x 60 metrelik sur duvarı kalıntıları, kışla, sarnıç izleri ve Hasandağı'nın kesintisiz manzarası yer almaktadır.
Kökeni ve Bizans Dönemi Haberleşme Sistemi
Kalenin, Müslümanların Küçük Asya'ya yaptığı ilk saldırılar sırasında terk edilen Faustinopolis kentinin sakinleri tarafından kurulduğu düşünülmektedir. Loulon adının bu eski yerleşimden geldiği varsayılsa da, güncel araştırmalar adın kökenini yerel dağ silsilesinin Hititçe ismi olan Lolas kelimesine dayandırır. Kale, Bizans ile Halifelik arasındaki sınırda yer alması ve Tyana'yı Tarsus'a bağlayan ana yolu kontrol etmesi nedeniyle kritik öneme sahipti. Ayrıca İmparator Theofilos döneminde Matematikçi Leo tarafından tasarlanan, sınır bölgesinden başkent Konstantinopolis'e ışık işaretleriyle mesaj ileten dokuz istasyonluk hattın en güneydeki başlangıç noktası olarak tescillenmiştir.
Arap-Bizans Savaşları ve Egemenlik Mücadeleleri
Arap tarihçilerin Slav garnizonuna atıfla Hisnü'l-Sakalibe (Slavların Kalesi) adıyla da andığı Lulua Kalesi, Arap-Bizans savaşlarında sık sık el değiştirmiştir. Kale, Abbasi Halifesi Harun Reşid tarafından MS 805 (veya 782 sonrasında) ele geçirilmiştir. MS 811 sonrasında Bizanslılar tarafından geri alınsa da, Eylül 832'de uzun bir kuşatmanın ardından Halife Memûn tarafından tekrar fethedilmiştir. 859 yılında İmparator III. Mihail garnizona rüşvet teklif ederek kaleyi teslim almaya çalışmış ancak gönderdiği subay esir alınarak halifeye teslim edilmiştir. Kale, MS 878'de İmparator I. Basil döneminde Bizanslılar tarafından kesin olarak geri alınmıştır.
Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı Dönemi
Selçuklu Sultanı I. Keykavus'un 1216-1218 yılları arasında Kilikya Ermeni Krallığı'ndan aldığı kale, Selçuklular tarafından surları güçlendirilerek Sis-Kayseri yolu üzerinde önemli bir menzil haline getirilmiştir. Bölgedeki zengin gümüş yatakları sayesinde 13. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu Selçukluları ve İlhanlılar için gümüş para basılan önemli bir darphaneye dönüşmüştür. 15. yüzyılın sonlarında ise kale, Osmanlı İmparatorluğu ile Memlûk Devleti arasındaki çatışmalarda sınır karakolu rolü oynamış; Osmanlı'nın ileri karakolu olarak hizmet vermiştir.