Doğu Karadeniz'in Kadim Kültür Mirası: Lazca
Lazca (Lazca: lazuri nena, Megrelce: lazuri nina), Türkiye'nin Doğu Karadeniz kıyı şeridinde, Rize ilinin Pazar ilçesinde yer alan Melyat Deresi'nden başlayarak Gürcistan'ın Türkiye ile paylaştığı Sarp köyüne kadar uzanan bölgede konuşulan kadim bir Güney Kafkas dilidir. Eski Kolhi dilinin devamı olduğu düşünülen bu köklü dil, büyük kentlere göçen genç nüfusun asimilasyonu gibi nedenlerle günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu bağlamda, UNESCO'nun Tehlike Altındaki Dünya Dilleri Atlası (Atlas of the World's Languages in Danger) kapsamında "kesinlikle tehlikede" (definitely endangered language) bir dil olarak sınıflandırılmıştır.
Dilin Coğrafi Dağılımı ve Göç Tarihi
Lazca, tarihsel olarak Laz halkının yerli olarak yaşadığı Ardeşen, Pazar, Fındıklı, Arhavi, Hopa, Kemalpaşa, Borçka ve İkizdere'nin birkaç köyünde konuşulmaktadır. Bu yerli coğrafyanın yanı sıra, 93 Harbi sonrasında gerçekleşen göç hareketleri neticesinde Marmara ve Batı Karadeniz bölgelerindeki Akçakoca, Bursa, Düzce, Gemlik, Gölcük, Hendek, İzmit, Karamürsel, Maşukiye, Samsun, Sapanca, Yalova ve Akyazı gibi kentlerin bazı köylerinde de Lazca konuşan topluluklar bulunmaktadır. Gürcistan'ın Batum kentinin beş köyünde ve şehir merkezinde de varlığını sürdüren dil, ayrıca Osmanlı ve Sovyetler Birliği'nin sürgün politikaları sonucunda sürüldükleri Kazakistan ve Kırgızistan gibi ülkelerde ve Avrupa'daki Laz diasporasında (Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, İsviçre, İsveç) konuşulmaktadır. 1975 yılındaki nüfus verileri baz alınarak yapılan hesaplamalarda Doğu Karadeniz'de yaklaşık 90.000, Marmara bölgesinde ise 25.000 kişinin Lazca konuştuğu belirtilmiştir. Peter Alford Andrews'in 1992 yılındaki araştırmasına göre ise konuşma oranları Arhavi'de %100, Ardeşen ve Fındıklı'da %80, Pazar ve Hopa'da %50, Çamlıhemşin'de %45 ve Borçka'da %5 seviyesindedir.
Dilbilimsel Sınıflandırma ve Fonetik Özellikleri
Dilbilimsel açıdan Lazca, Güney Kafkas dil ailesinin Karto-Zan dilleri grubunun Zan dilleri koluna bağlıdır. Gürcüce, Megrelce ve Svanca ile akraba olan Lazca, özellikle Megrelce ile kısmi karşılıklı anlaşılabilirliğe sahiptir. Lazca ve Megrelce, son 500 yıl içinde bölgeye düzenlenen Türk akınlarının etkisiyle coğrafi olarak ayrılmış ve farklılaşmıştır. Tüm Kafkas dillerinde olduğu gibi Lazca da bol miktarda ünsüz sese (consonant) sahiptir. Diğer Güney Kafkas dillerinde bulunmayan /f/, /y/ ve /h/ seslerinin yanı sıra Hopa ve Borçka (Çxala) lehçesinde kullanılan küçükdilsil /q/ ünsüzünü barındırmasıyla, kendi dil ailesinin ünsüz sayısı bakımından en zengin dili konumundadır.
Tarihçe ve İlk Yazılı Kayıtlar
20. yüzyıla kadar Arap, Gürcü ve Kiril alfabelerini kullanan Lazların, MÖ 6.-7. yüzyıllarda başlayan Helen kolonizasyonu döneminde tapınaklarına Yunan harfleriyle yazılar yazdıkları, Kudüs'te kendilerine ait bir kiliselerinin ve Lazca yazılmış İncillerinin bulunduğu bilinmektedir. Yunan kaynaklarına göre Kolhis'te (bugünkü Poti çevresi) Antik Kolh dili ve Grekçe eğitim veren, felsefe ile retorik derslerinin okutulduğu Kolhis Akademisi bulunmaktaydı. Evliya Çelebi'nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahat Defteri'ndeki kayıtlar Lazcaya dair bilinen en eski yazılı kaynakları oluşturmaktadır. Latin harfleriyle yazılmış bilinen en eski kayıt ise İspanyol filolog Lorenzo Hervás'ın 1787 tarihli çalışmasında yer almaktadır; bu çalışmanın varlığı, yazarın konuyu "Lezgi Dili" başlığıyla sunması nedeniyle 2011 yılına kadar bilinmiyordu. 19. ve 20. yüzyıllarda Rosen, Klaproth, Bopp, Erckert ve Sauer gibi araştırmacılar da Lazca üzerine çalışmalar yapmıştır. En eski ses kayıtları ise Alman etnolog Adolf Dirr tarafından 1909-1913 yılları arasında kaydedilen 38 halk şarkısından oluşmaktadır. Rus filolog Niko Marr da 1910 yılında yayımladığı Laz Dilinin Grameri adlı eserinde Gürcü alfabesini temel alan bir yazı sistemiyle Lazca destanlara, şiirlere ve mesellere yer vermiştir. Son olarak 1910 yılında Abdullah Aşıkhasanoğlu'nun Lazcanın okullarda okutulması yönündeki talebi Osmanlı devleti tarafından kabul edilse de I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle bu girişim uygulamaya konulamamıştır.