La Fontaine Köşkü'nün Tarihi ve Önemi
La Fontaine Köşkü, İzmir'in Bornova ilçesinde yer alan tarihi bir Levanten köşküdür. Köşkün konumu itibarıyla karşısında Saint Mary Magdalene Anglikan Kilisesi, hemen yanında ise tarihi Murat Köşkü yer almaktadır. Bina, adını bilinen ilk sahibi olan James LaFontaine'den almıştır. James LaFontaine'in vefatından sonra mülkiyeti eşi Clara Lillian La Fontaine (Keyzer) ile çocukları Rhoda, Rodney ve Audrey'e geçmiştir. 1941 yılında ise Clara La Fontaine'in yeğeni Ruby Gladys Whittall (De Zandonati) köşkü aileden satın almıştır.
Üniversiteye Geçiş ve Kullanım Alanları
Köşk, 1963 yılında Ege Üniversitesi'nin bina ihtiyacı doğrultusunda Ruby Gladys Whittall'dan satın alınmıştır. Bu tarihten sonra yapı pek subclass farklı kuruma ev sahipliği yapmıştır. 1975 yılına kadar Ege Üniversitesi İnşaat ve Fen İşleri Bölümü olarak kullanılan bina, daha sonra Körler Okulu, Jandarma Taburu ve Topçu Tugayı Komutanlıkları ile Halk Sağlığı Enstitüsü tarafından kullanılmıştır. 1996 yılında ise köşkün resmi tahsisi Ege Üniversitesi'ne gerçekleştirilmiştir.
Restorasyon ve Günümüzdeki İşlevi
Resmi tahsisin ardından 1996-2001 yılları arasında Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Başkanlığı binada faaliyet göstermiştir. 2001-2009 yılları arasında Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı olarak hizmet veren köşk, 2010 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. Günümüzde ise Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Müzesi olarak hizmet vermeye devam etmektedir.
Mimari Yapısı ve Özellikleri
La Fontaine Köşkü'nün inşa edildiği kesin tarih ve mimarı hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Mimari açıdan bir bodrum ve iki kattan oluşan bina, katlarının birbirinden belirgin biçimde ayrılmasıyla dikkat çeker. Köşkün ikinci katında, ana caddeye bakan dökme demirden yapılmış bir balkon yer alır. Yapının sade ve basit bir cephe tasarımına sahip ana girişi ise kemerli bir kapıyla vurgulanmıştır. Zaman içerisinde orijinal freskler, sıvalar, kabartmalar ve stucco tavanlar gibi dekorasyon unsurlarının büyük bir kısmı tahrip olduğu için yapının orijinal iç dekorasyon detayları günümüze ulaşamamıştır.