Ege'nin Tarih Kokan Limanı: Kyme Antik Kenti
Antik Çağ'da Aiolis adıyla anılan bölgenin en önemli Aiol kentlerinden biri olan Kyme (Cyme, Cymi veya Phrikonis), günümüzde İzmir ilinin Aliağa ilçesi yakınlarında, Nemrut Körfezi kıyısında yer almaktadır. Ünlü coğrafyacı Strabon'un eserlerinde Larissa'dan 70 stadia, Myrina'dan ise 40 stadia uzaklıkta olduğunu belirttiği bu yerleşim, Ege Bölgesi'nin en köklü arkeolojik alanlarından biridir.
Efsanelerle Bezeli Kuruluş Tarihi ve Arkeolojik Kökenleri
Kyme'nin kuruluşu hakkında antik kaynaklarda çeşitli görüşler yer almaktadır. Strabon'a göre kentin adı Amazon Kyme'den gelmektedir ve bu durum şehirde basılan sikkelerde kurucusuna atfen Kyme'nin yüzünün tasvir edilmesiyle de desteklenmektedir. Şehrin Amazon Kyme ile bağlantısı antik tarihçi Diodoros ve Bizanslı coğrafyacı Stephanus Byzantinus tarafından da dile getirilmiştir. Diğer bir görüşe göre ise yerleşim, Orta Yunanistan halkı Lokrisliler'in Truva Savaşı'ndan sonra Gediz Nehri yakınlarındaki Pelasglar'a ait Larissa kalesini ele geçirmelerinin ardından kurulmuştur. Şehirden eski kaynaklarda Phrikonis adıyla da bahsedilmekte olup bu ismin günümüz Orta Yunanistan'ındaki antik Lokris bölgesinde yer alan Phrikios Dağı'na atfen verildiği anlaşılmaktadır. Antik kentin kuruluşu geçmiş araştırmalarda MÖ 8. yüzyıl ortalarına kadar dayandırılsa da son kazılarla birlikte kentin kökenlerinin Protogeometrik Dönem'e (MÖ 1050-900) kadar uzandığı kanıtlanmıştır.
Yönetim Şekilleri, Ekonomik Yapı ve Kolonizasyon
Herodot'un 12 Aiol yerleşimi arasında önemli bir yerleşim olarak andığı Kyme, Strabon tarafından Aiolis bölgesinin en büyük yerleşimi olarak tarif edilmiştir. Stratejik bir limana sahip olmasına karşın Kyme halkının temel geçim kaynağı ticaret değil, tarımdı. Antik dönem yazarları, Kymeliler'in kent kurulduktan yaklaşık 300 yıl sonra liman vergisi almaya başlamasını alay konusu yaparak bunu onların saflığı ve sıradanlığı olarak nitelendirmişlerdir. Buna rağmen kolonizasyon faaliyetlerinde de bulunan Kymeliler, MÖ 7. yüzyıl dolaylarında Side şehrini kurmuş, ayrıca Midilli de dahil olmak üzere 30 kent tesis etmişlerdir. Ksenofanes, MÖ 8. yüzyılda Agamemnon'un Kyme kralı olduğunu belirtmektedir. Julius Pollux da paranın icadı sürecini anlatırken, Agamemnon'un kızı ve Midas'ın eşi Demodike'yi (Hermodike) parayı icat edenlerden biri olarak tanımlamıştır. MÖ 7. yüzyıla kadar krallıkla yönetilen kent, bu yüzyıldan itibaren zengin aristokrat sınıf tarafından, Ahameniş İmparatorluğu Anadolu topraklarını ele geçirdikten sonra da onların atadıkları tiranlar (valiler) tarafından yönetilmeye başlanmıştır. İyon Ayaklanması'na katılsa da kısa sürede Ahamenişler tarafından geri alınan Kyme, MÖ 480'de yaşanan Salamis Deniz Muharebesi sonrasında arta kalan Pers filosunun limanına sığınması ve askerlerin de şehirde kışlaması nedeniyle önemli bir askeri üs konumundaydı. Antik Yunan tarihçisi Thukididis de kent limanının oldukça yoğun bir işleyişe sahip olduğunu belirtmiştir.
Roma'dan Osmanlı'ya Kyme'nin Dönüşümü ve Kazılar
Seleukos İmparatoru III. Antiohos'un Roma Cumhuriyeti karşısında MÖ 190'da Magnesia Muharebesi'nde aldığı yenilgi ve sonrasında MÖ 188'de yapılan Apamea Antlaşması ile vergiden muaf hale gelen yerleşim, daha sonra Roma'nın Asya Eyaleti'ne katılmıştır. Helenistik Dönem'de kentin limanı genişletilirken; tiyatro, sütunlu geçiş yapıları, anıtlar ve Güney Tepe olarak belirlenen mıntıkada yeni yerleşim alanları inşa edilmiştir. Yerleşim MS 17 ve 94 yıllarında yaşanan büyük depremlerde hasar görse de şehrin önemi devam etmiştir. Kent, 6. yüzyıldan 13. yüzyıl sonuna kadar Efes piskoposluğuna bağlı bir alt piskoposluk konumundaydı. 7. yüzyıl itibarıyla büyük oranda terk edilmiş olan kentte, 13. yüzyılda sadece 12. yüzyılda inşa edilmiş olan liman kalesi çevresindeki sınırlı bir alanda yerleşim görülebilmiştir. Kalenin 1415'te Osmanlı güçlerince ele geçirilmesiyle birlikte kale çevresindeki yerleşim de tamamen son bulmuştur. Antik kentteki ilk kazı çalışmalarına 1874 yılında Demostenes Baltazzi tarafından başlanmıştır. Salomon Reinach'ın 1881-1895 yılları arasındaki kazılarını, 1925 yılında A. Salac başkanlığındaki Çekoslovak kazı ekibinin kuzey tepedeki tapınak alanındaki çalışmaları takip etmiştir. 1953 yılında Ekrem Akurgal güney tepe mıntıkasında sondaj çalışmaları yaparak arkaik ve geç jeometrik döneme ait parçalara rastlamıştır. 1970'li yıllardan itibaren antik kent limanı ve çevresindeki sanayi tesislerinin genişlemesi sonucu İzmir Müze Müdürlüğünce kurtarma çalışmalarına başlanmış, ardından 1982-1984 yılları arasında Vedat İdil tarafından antik yerleşim planına yönelik kazı çalışmaları yürütülmüştür. 1986 yılından 2018 yılına kadar Sebastiana Lagona başkanlığında devam eden çalışmaları, bu tarihten itibaren 2017 yılı Haziran ayına kadar Calabria Üniversitesi öğretim görevlisi Antonio La Marca kazı başkanlığı takip etmiştir. Bu tarihten itibaren de İzmir Müze Müdürlüğü antik kentte çeşitli çalışmalar yürütmektedir.