Antalya'nın doğal ve tarihi güzellikleriyle ünlü Demre ilçesinde, Yavu Mahallesi sınırlarında yer alan Kyaenai Antik Kenti, tarih meraklılarını büyüleyen sıradışı bir yerleşimdir. Antik Grekçede "koyu mavi" anlamına gelen kentin bir diğer büyüleyici adı ise "Çınlayan Kayalar"dır. Bu şiirsel ismin kaynağı, sarp kayalıklar üzerine kurulu kente çarpan rüzgarların vadide oluşturduğu melodik çınlama sesleridir. Denizden yaklaşık 240 metre yükseklikteki bu sarp tepe, ziyaretçilerine hem tarihin derin izlerini hem de Akdeniz coğrafyasının benzersiz manzarasını sunmaktadır.
Kyaenai'ın Köklü Tarihi ve Likya'nın Altın Çağı
Kentin kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de, bölgede bulunan yazıtlar ve arkeolojik kalıntılar Kyaenai'ın geçmişinin en azından MÖ 4. yüzyıla kadar uzandığını göstermektedir. O dönemden itibaren kesintisiz bir yerleşim yeri olan kent, Likya Birliği içinde önemli bir konuma sahipti. Tarih sayfalarında kentin en dikkat çeken figürü, 16 farklı Likya şehrine büyük yardımlarda bulunarak kendi kentini de baştan aşağı imar eden hayırsever lason'dur. Gösterdiği bu eşsiz cömertlik sayesinde lason, Likya Birliği'nin en yüksek unvanı olan ve "Likya'nın en büyük hakimi" anlamına gelen "Lykiarkh" unvanı ile onurlandırılmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde gelişiminin zirvesine ulaşan kent, Bizans döneminde de piskoposluk merkezi olarak önemini korumuş ve 10. yüzyılda tamamen terk edilmiştir.
Sarp Kayalıkların Ardındaki Görkemli Mimari
Kyaenai, savunma odaklı stratejik konumuyla dikkat çeken bir akropole sahiptir. Kentin etrafı, Bizans döneminde yapılan onarım ve eklemelerle güçlendirilmiş 450 metre uzunluğunda görkemli surlarla çevrilidir. Kuzey ve batı cephelerinde bugün hala ayakta olan üç adet anıtsal giriş kapısı kentin eski ihtişamını gözler önüne serer. Kentin en etkileyici mimari yapılarından biri ise tepenin güney yamacına, arazinin doğal eğimi kullanılarak inşa edilmiş olan antik tiyatrodur. Günümüze kadar oldukça sağlam bir şekilde ulaşmayı başarmış olan tiyatro, antik dönemdeki kültürel ve sanatsal yaşamın en canlı tanığıdır.
Likya'nın En Büyük Nekropolü: Lahitler Kenti
Kyaenai'ı bölgedeki diğer antik kentlerden ayıran en önemli özellik, akropol ile tiyatro arasında uzanan devasa nekropol sahasıdır. Likya genelinde metrekareye düşen lahit sayısı bakımından zirvede yer alan Kyaenai, bu yönüyle arkeoloji dünyasında "Lahitler Kenti" olarak da anılmaktadır. Yabani zeytin ve pırnal meşesi ağaçlarının arasına serpiştirilmiş, Roma ve Likya dönemine ait irili ufaklı yüzlerce lahit, ziyaretçilere adeta bir açık hava müzesi atmosferi sunar. Nekropolün batı kısmındaki lahitler daha sade bir mimariye sahipken, doğu yamaçtakiler kabartmalı bezemeleri ve anıtsal yapılarıyla dikkat çeker. Özellikle MÖ 350 yıllarına tarihlenen kabartmalı lahitler, antik dönem taş işçiliğinin en nadide örnekleri arasında kabul edilir.